Benim Satoshi Adayım: Hal Finney

İnternetteki haberlere, bilhassa da güzide Türk basını tarafından yapılan haberlere bakarsanız, Satoshi Nakamoto bir bilgisayar korsanı, bir hacker, dev bir çılgın ve koca bir şapşal. Ancak gerçek bundan çok uzak. Satoshi Nakamoto’nun kim olduğunu bilmiyoruz, ancak 2013’ten önce de Bitcointalk forumlarını takip edenler onun gerçek bir kişi olduğunu biliyorlar. Çok büyük bir ihtimalle de Satoshi Nakamoto tek bir kişi. O yüzden de kendisi için “anonim” değil, “psödonim” yani bir nevi “mahlas sahibi” deniyor.

Bir kere öncelikle Satoshi’nin neden bu işi mahlas altında yaptığına iyi bakmamız lazım: Siz olaya 2017 kafasıyla bakarsanız, Satoshi’nin neden Bitcoin’i kendi ismi ile ortaya çıkartmadığını sorgular durursunuz. Ancak Satoshi bunu yaptığında bundan yıllar, yıllar önceydi. Ve Bitcoin’in bu kadar önemli olacağına neredeyse kimse ihtimal dahi vermiyordu.

Mesela Bitcoin’in çatallanması olayı yıllardır konuşulur durur. Bugünkü Core developlerlar ise çatallanmalara şiddetle karşı çıkıyorlar. Bize unutturmak istedikleri şey ise Satoshi’nin bizzat kendisi tarafından dahi Bitcoin blok zincirinin çatallanmış olduğu. Hatta Litecoin bile ilk kurulduğunda Bitcoin Core programının bir çatalıydı.

Velhasıl, gelelim Hal Finney’e.

Bitcoin’in Babası, En Azından Fikir Babası

Hal Finney, tam anlamıyla bir kriptografi aktivistiydi. 1981’de California Institute of Technology’den mezun olduktan bir süre sonra PGP şirketinde işe girdi, ve emekli olana kadar da orada çalıştı.

PGP şirketi, Pretty Good Privacy adlı yazılımı ile dünyada bir ilki gerçekleştiriyordu: Açık anahtarlı şifreleme sistemi artık herkes tarafından kullanılabiliyordu. Bu da, inernetteki mesaj panolarında kimin neyi yazdığının takibinden tutun, bankacılık sistemine kadar her şeyi değiştirebilecek bir kriptografik yenilikti. Üstelik, şirket bu yüzden çok ciddi suçlamalarla yargılandı. Zira o dönemin kanunlarına göre 40 bit ve üzeri boyutta anahtar kullanılan kriptografik sistemler, “mühimmat” sayılıyordu. PGP ise 128 bit anahtarları destekliyordu, ve bu durum “izinsiz mühimmat ihracatı” anlamına geliyordu. Şirket, bu kuralı aşmak için yine dev bir inovasyonu gerçekleştirdi: Yazılımın kodları bir kitap olarak basıldı, ifade hürriyeti altında bu kitap MIT yayınları tarafından yayınlandı ve böylece yazılım herkese ulaştı.

Sene 2004 olduğunda ise Hal Finney bugünkü Bitcoin’in babası sayılabilecek, çok “baba” bir yazılım üretti. Yazılımın ismi RPOW, yani “Reusable Proof of Work” idi. Buna göre insanlar SHA-1 algoritmasına göre kriptografik çözümlemeler yaparak, belirli bir işlemci gücünü kullandıklarını kesin olarak kanıtlayabiliyorlardı. Bu kanıtları daha sonra çeşitli amaçlarla kullanmak mümkündü. O dönem internette çok fazla gereksiz e-posta olduğundan herkes şikayetçiydi ve bunun önüne geçilmesi için e-postalara bir mikro ödeme sistemi eklemenin gerekli olabileceği düşünülüyordu. (Hatta bir dönem Microsoft bile bunu savunmuştu.) Hal Finney de RPOW’un ürettiği işlemci gücü kanıtlarının bu iş için kullanılabileceğini düşünmüş, bunlara “elektronik pul” adını vermişti.

Reusable Proofs of Work – RPOW

RPOW sistemi, bugünkü Bitcoin’in madencilik sistemine inanılmaz derecede benzerlik gösterir. Bitcoin’de de madencilik aynen bu şekilde yapılır. Yani;

  • Bir işlemci, SHA-256 algoritmasına göre, blok zincirinin bir sonraki halkasını bulmak için çalışır.
  • Üretilen Proof-of-Work’ler yalnızca bir kere kullanılabilir. Dolayısıyla bir paranın iki kere harcanması imkânsızdır.
  • Bir POW’un kaç pul’a veya coin’e tekâbül edeceği, zorluk derecesine göre belirlenir ve zorluk derecesi de değişkendir.

Dolayısıyla, Hal Finney’in Satoshi olup olmadığı belki tartışılır, ama RPOW’un Bitcoin’in babası olduğu tartışılacak gibi değildir.

Bitcoin’in İlk Kullanıcısı

Hal Finney hiçbir zaman Satoshi olduğunu kabul etmemiş, Satoshi’den ayrı bir kişi olarak bahsetmiştir. Ancak Bitcoin blok zinciri üzerinde madencilik yapan ikinci kişinin kendisi olduğu kesindir. 70’inci bloğu kendisi bulmuştur. O zamanki kazım zorluğu 1’di. (Şu anda 1,123,863,285,133’dir.) Üstelik o zamanki blok ödülü 50 BTC idi. (Şimdi 12,5 BTC’dir.) Yani o zamanlar bitcoin üretmek çok ama çok kolaydı. Basit bir CPU ile bile üretilebiliyordu. Ancak Hal Finney, “bilgisayarımı çok ısıtıyordu” diyerek ertesi gün işlemi durdurduğunu söylüyor. Ki bu da anlaşılabilir bir durum, çünkü o zamanlar Bitcoin’in gerçek anlamda bir parasal değeri bulunmuyordu.

Ve bunun ardından, Finney ilk bitcoin alıcısı oldu. Kendi söylediğine göre, bunun ardından Satoshi ile birkaç gün boyunca Bitcoin yazılımı üzerindeki problemleri gidermek için konuştular.

Stanley Kubrick’in 2001 filmindeki sanal zekâlı bilgisayarın ismi de HAL idi.
Bitcoin’in İlk Yatırımcısı

Hal Finney, daha sonra maalesef ALS hastalığına yakalandı. 2013 yılında bitcointalk’a gönderdiği bir mesajda artık felçli olduğunu, ancak program yazmaya devam ettiğini belirtti ve ekledi: Bitcoinlerimi bir offline cüzdana aktardım, ve bu cüzdanı da çocuklarımın erişebileceği bir yere sakladım. İkisi de teknolojiden iyi anlıyorlar, o yüzden onların geleceğinden fazla endişeli değilim.

Finney’in sakladığı cüzdanda ne kadar BTC olduğunu bilmiyoruz. Ancak eğer kendisi Satoshi ise, Satoshi’ye ait cüzdanlarda 1-1,5 milyon BTC bulunduğunu hatırlatayım. Yani eğer bu cüzdanlar duruyorsa, birileri bir gün ortaya çıkıp bütün piyasayı çok rahatlıkla altüst edebilir. Ancak ben, bu bitcoinlerin hususi anahtarlarının ortada olduğunu düşünmüyorum. Büyük ihtimalle bu Bitcoin’ler bir daha geri döndürülemeyecek şekilde kaybedilmiştir.

Son Dönemi

Finney’in son dönemi hastalıkla mücadele içerisinde geçti. Karısının yardımıyla hayatını güçlükle sürdüren Finney, 2014’ün 28 Ağustos’unda hayatını kaybetti. O zamanlar Bitcoin’in fiyatı 400 dolarlar civarındaydı. Bitcoin’in yeniden 1000 doları görmesine yıllar vardı. Hayatı boyunca tüm yeni teknolojileri hızla benimseyen Finney’in bedeni, Alcor Life Extension Foundation tarafından cryonics yöntemi ile dondurularak saklandı. (Kendisinin Bitcoin’leri, bu bedeni uzun bir süre boyunca saklamaya yetecektir.)

Hal Finney’in görüşleri

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *