Siz daha uyumaya devam edin. Çin, çoktan Bitcoin’e geçti bile.

Merhabalar sevgili az sayıdaki akıllı okuyucum. Geçtiğimiz haftalarda Çin’e gitme fırsatım oldu.

Öncelikle hemen kısa bir bilgi vereyim: Çin ile ilgili duyduklarınızın hepsi büyüklere masallardan ibaret. Ben de gidip görmeden önce kafamda çok farklı bir ülke canlandırıyordum, ama o iş hiç öyle değilmiş. Çin, dünyanın en az on yıl önünden gidiyor. On yıl sonra dünyanın kullanmaya başlayacağı teknolojiler, Çin’de şimdiden kullanılıyor.

Zamanında birileri “whatsapp yerine milli alternatiflerini kullanalım” dediğinde buna çok kızmıştık. Ama mesela o iş hiç öyle değilmiş. Çin’de WeChat, Tayvan’da Line, Güney Kore’de ise KakaoTalk kullanıyor insanlar. Sadece batılılarla iş yapanlar whatsapp kullanıyorlar. Ben bu üç ülkede sadece WeChat’i denedim. Uygulama whatsapp’tan çok daha kaliteli. Sesli konuşmalar asla kesilmiyor, grup kurmak dosya göndermek çok daha kolay. Ayrıca WeChat’in bir de Facebook veya Twitter gibi “news feed” bölümü bulunuyor.

Ama bizi asıl ilgilendiren kısım, WePay. Öncelikle üşenmeyin, şu videoyu bir izleyin.

İşte WeChat Pay böyle bir şey gerçekten. Ve videoda anlatılanları sakın “reklam” diye düşünmeyin. Çin’de bu teknoloji HER YERDE var. Ama aklınıza gelebilecek her yerde. Kıyafet mağazalarından restoranlara, otellerden havaalanlarına, hatta sokaktaki seyyar satıcılara kadar her yerde mevcut bu teknoloji.

Bir akşam Şangay’daki Li-He otelinden çıkıp etrafı görmek istedim ve yürümeye başladım. Tam da youtube’da izlediğim “dünyadan sokak lezzetleri” tadında bir Çinli teyzenin işlettiği noodle standını gördüm. Bir tadına bakmak istedim. (tadı da çok iyiydi)

Teyze benim noodle’ı pişirirken başka başka müşteriler geldiler ve teyzenin koyduğu QR kodu okutup paralarını ödeyip yemeklerini alıp gittiler. Ortamda hala “gerçek para” vermeye çalışan tek kişi bendim. O an anladım ki, Çinliler gerçek paranın, yani Amerikan Doları’nın gerçek falan olmadığını, hiç bir zaman da olamayacağını çoktan farketmişler. Çinliler, Bitcoin’e çoktan geçmişler.

Evet, WeChat Pay’in ödemeleri halen RMB üzerinden yapılıyor. Ancak bunun BTC olarak yapılmasının önünde teknolojik anlamda hiç bir engel bulunmuyor. Çin, bugün dünyanın en büyük bitcoin madencisi. Bitcoin ekonomisinin kalbi, Shenzhen’de atıyor. Dünyanın açık ara farkla en önemli madencilik firması olan Bitmain’in merkezi Shenzhen’de. Ayrıca dünyanın açık ara farkla en önemli drone firması olan DJI’ın merkezi de Shenzhen’de.

Aslında sizlere Çin’in neden bizlerden fersah fersah ileride olduğunu anlatmak için sunulacak çok argüman var, ama maalesef, bu kadar “batı medyası” bombardımanı ve amerikan doları (ve diğer tüm fiat paralar) propogandası altındayken, ne kadar anlatsam boş. Gidip görmeniz lazım. (Tabii vize alabilirseniz.)

Ama sadece bir hatırlatmada bulunmak istiyorum: “E ama abi, gerçek paranın arkasında memleketin otoriteleri, BDDK’sı, doların arkasında Amerika’nın Javelin füzeleri, koskoca Amerikan donanması var. Bitcoin’in arkasında kim var ki? Yarın düşse bitti gitti ehehe ehehe” diye gezen çokbilmiş kardeşlerime aşağıdaki resmi göstermek istiyorum.

Shenzhen tren istasyonu

Aha işte Bitcoin’in arkasında bu polis abi var. Bitcoin’in arkasında Çin var. Bitcoin’in arkasında Çin’in droneları, adamı gözünden tanıyıp ülke içerisinde an be an takip etmekle yükümlü dev bir kameralar ağı var. Bitcoin’in arkasında Shenzhen’in gecelerini ışıl ışıl aydınlatan LED ekranlar, bir buçuk milyar insanı başarıyla yöneten dev bir irade var. Bitcoin’in arkasında Amerika’nın derin aklı yok ama, Çin’in yapay zekası var.

Sizler hala Çinliler böcek mi yiyor ehehe, sanal para mı olur hiç mehehe diye eğlenmeye devam edin.

Zamanında Bitcoin Alsaydım: Şimdi Tam Zamanı!

Ortalıkta sık sık duyuyoruz: “Zamanında Bitcoin alsaydım keşke, ama artık geç kaldım” diye sızlanıyorlar insanlar. Ancak durum aslında hiç öyle değil, bundan çok daha karışık. Gelin her zamanki gibi bitcoinden ve biraz da bitcoin hayıflanıcılarından bahsedelim.

Zamanında Alsaydınız Bir Şey Değişir Miydi?

Bilhassa sözlüklerde, “ben bitcoin’i 2011 yılında duymuştum, 2013 yılında neredeyse alıyordum ama alamadım vah tüh” diye gezenleri gördüğümde içimden üzülerek gülüyorum. Çünkü bir dönem USDTRY grafiği altında da aynı muhabbetler sürekli yapılıyordu. Ancak bitcoin hiç dolar/tl paritesine benzemiyor. Çünkü 2013 yılında bitcoin 1000 dolara doğru koşarken namı da alıp yürümüştü. Siz de muhtemelen o dönem öğrendiniz ne olduğunu, ve almadınız. İyi ki de almadınız. Zira 2013 sonunda 1000 dolar civarından bitcoin almış olsaydınız sizi bekleyen grafik tam olarak şuydu:

 

BTC fiyatı 4 sene boyunca aynı yeri bulmadı.

O çektiğim çizgiye iyi bakın. Siz 2013’ün ola ki başında, bitcoin 250 dolar ederken almış olsaydınız bile, 2013 sonunda 1000 dolar ederken satmış olacaktınız. Hadi diyelim satmadınız, 1000 dolarlık zirveyi kaçırmış olacaktınız ve 2014’te 500 dolar seviyesinden satmış olacaktınız. Daha da dayanabilseniz bile, 2015 sonlarına doğru 300 dolar seviyesinden “ne güzel kâr ettim” diye satacaktınız.

Yani 3 dolarken bitcoin alıp, sonra onu unutup, ileride zengin olma fikri diye bir şey için artık çok ama çok geç. Siz o zamanlara yetişemediniz. Zaten yetişemezdiniz de, çünkü Bitcoin o zamanlar monopoly parası gibi bir şeydi. Monopoly parasına yatırım yapacak çılgınlar bırakın da biraz meyvesini yesinler yani.

Bugün Bitcoin 5800 Dolar

Bugün Bitcoin yaklaşık 5800 dolar. Fiyat tartışmayı yapmayı çok sevmiyorum, ama çok yakın bir zamanda önce 6 binleri, sonra da 7 binleri göreceğiz muhtemelen. Yatırım tavsiyesi değil, akıl fikir tavsiyesi veriyorum. O yüzden hesabınızı kendiniz yapın. Benim derdim, kendinizi bitcoin zengini olmayı ucu ucuna kaçırmış şanssızlar zannediyor oluşunuz.

Örnek Verelim, İyice Anlaşılsın:

Sevgili arkadaşım, sen Bitcoin’i duyduğunda fiyatı en iyi ihtimalle 500 dolardı. Yine en iyimser tahminle o zamanlar senin maaşın 2500 TL idi. O zamanın USDTRY kuru ise 2,01 idi. Yine en iyi ihtimalle bütün bir aylık maaşını “alıp unutmak üzere” geleceğini hiç bilmediğin bir yatırım aracına bağladığını varsayıyorum. (Ki o zamanlar bitcoin’e bir yatırım aracı değil, deep web’in yasadışı para birimi olarak bakılıyordu. Ama olsun, en iyimser haliyle bir tahmin yürütüyoruz.)

O zaman alabileceğin dolar: 1243,78

O zaman alabileceğin Bitcoin: 2,486

Bugün BTCTRY fiyatı: 20550 TL

O zaman bitcoin alıp unutmayı başarmış olabilseydin şimdi elinde olacak olan para: 51087,3 TL

Yani sevgili dostum, imkânsızı başarıp 2013’ün 21 Kasım gününde tüm maaşınla bitcoin almış olsaydın bile, şimdi haberlerde gördüğün “zamanında harçlığıyla bitcoin aldı, şimdi Taylor Swift ile uzaya gidiyor” haberlerindeki gençlerden biri sen olmayacaktın. Porsche falan da alamayacaktın. Tabii ki yine de çok çılgın bir yatırım yapmış olacaktın, dolayısıyla belki şu arabayı alabilirdin:

Bitcoin’in erken yatırımcıları şimdi manyak zengin olmuşlar.

Gerçi bu arabayı da alamazdın, çünkü BTCTürk’e deli gibi bir komisyon ödeyecektin. Ayrıca paran da BTCTürk’ün cüzdanında duracaktı. BTCTürk’ün satın alınan bitcoinler için uyguladığı karşılık oranı nedir, bankalardan daha mı yüksektir yoksa çook daha düşük müdür merak ediyorum. Ama bunun konumuzla -şimdilik- ilgisi yok.

Sonuç olarak şöyle özetleyelim:

  1. Zamanında Bitcoin alsaydınız da şimdi zengin falan olmayacaktınız. Muhtemelen 3 kuruşunuzu 4 kuruş yaptığınız anda, hatta belki 2,5 kuruşa indiğinizde çoktan satmış olacaktınız.
  2. Dedenizin de Kadıköy’den arsa alma imkânı falan yoktu. İstanbul’da arsa almak o zaman da pahalıydı.
  3. Bitcoin almak istiyorsanız, ya da İstanbul’dan arsa bulduysanız hiç düşünmeyin, hiç uzatmayın. Hemen şimdi gidip alın. Sonra boşuna hayıflanmayın.

 

Bitcoin fiyatı tarihi zirveleri görmüşken, bitmeyen bitcoin zırvalarına değinmeden geçmek olmazdı sevgili okuyucularım.

Bir sonraki yazıda sizlere, Türkiye’de nadir bulunan, bu işi gerçekten anlamış olan çok değerli birinden bahsedeceğim: Cemil Şinasi Türün (ve vadeli çekler ile blok zincirinin eşsiz benzerliği)

Türkiye’de Cahiliye Dönemi: Bitcoin Yazarlarının Vehameti

Kişisel internet sitemi bir kripto para bloguna çevirirken en çok yapmak istediğim şey, ülkemizdeki (ve dünyadaki) cahillikle savaşmaktı. Çünkü konuyla ilgili öyle saçma şeyler, öyle bilgisiz ve cahilce görüşler yazılıyor ki insan okurken gülemiyor bile. Basınımızdaki Bitcoin cahilleriyle uğraşmaya kalksak her gün burada bir dolu içerik üretmemiz gerekirdi.

Gelelim haftanın cahiline: Sözcü gazetesinden Nedim Türkmen beyefendi.

Kendisi “Damada Arkadaşından Bitcoin Dönemi” başlığı ile cehalet dolu, araştırılmadan, kafadan uydurarak, “yazarın anlayabildiği kadarıyla” bir yazı yazmış. Yazının tamamına şuradan ulaşabilirsiniz.

Bakalım iyi niyetli ancak zamansız Nedim Bey, neleri hiç anlamadan kaleme girişmiş:

Bitcoin, kavramsal olarak aynı anda iki şeydir. İlki, kanuni para statüsüne sahip herhangi bir fiziksel karşılığı olmadan kullanılan hesap birimi anlamına gelen dijital bir paradır. İkincisi, para arzı üzerindeki devlet tekelleriyle mücadeleye yönelik özel teşebbüs tarafından sağlanan bir paradır. Bitcoin işlemleri, merkez bankaları veya devlet kurumları gibi geleneksel finansal oyuncular ile ilgili işlemler değildir.

Şimdi Nedim Bey, birincisi Bitcoin aynı anda iki şey falan değildir. Bitcoin’in yaradığı birden fazla iş tabii ki olabilir. Ayrıca her kanuni para statüsüne sahip para biriminin de fiziksel karşılığı olmaz. İkincisi, bitcoin belli bir mücadele için falan üretilmemiştir. Kapitalizmin celladı falan değildir. Para arzı üzerindeki devlet tekelleriyle mücadeleye yönelik falan olmadığı gibi, belirli bir özel teşebbüs tarafından da sağlanmaz. (Bu noktada Nedim Bey’in madencilik şirketleri ile ilgili bir şeyler okuduğunu ve onları kast ettiğini umuyorum.)

Devam edelim:

Satoshi Nakamoto takma adıyla faaliyet gösteren kimliği gizli bir bilgisayar korsanı, dünyanın ilk dijital parası olan Bitcoin’i 2009 yılında yarattı. Çin’den para kaçırmak isteyen ancak para transferi yapamayanlar için, mecburiyetten ortaya çıkmış bir dijital ödeme aracı olmasına rağmen, Bitcoin; elektronik ticarette aracılara duyulan ihtiyacı ortadan kaldıran; devlet müdahalesinin kalıcı olarak yasaklandığı ve gereksiz kılındığı bir değişim aracı olarak kamuoyuna sunulmuştur.

Nedim Bey, Satoshi Nakamoto bir bilgisayar korsanı değildir. Hiç bir yeri hacklememiştir. Ayrıca dünyanın ilk dijital parası da aslında Bitcoin değildir de, sizi o kadar yormayalım. Ammaa, asıl eyvah eyvah dedirten kısmı sonra geliyor: Çin’den para kaçırmak isteyenler için… Nedim Bey, Satoshi’nin Bitcoin’i üretirken Çin’den para kaçırmak isteyenlere yardım gibi bir amacı olmaması bir yana, böyle bir fikrinin olduğunu da gösterecek bir yazısı mevcut değildir. Bitcoin’e devlet müdahelesinin “yasaklandığı” konusuna girmiyorum. Böyle bir müdahele Bitcoin blok zincirine yapılamaz, ancak bu bir yasak değil teknik bir gerçekliktir.

Sevgili okurlar, burada bu cehaletin bitmiş olmasını çok isterdim. Ancak “geleneksel” finanstan çok farklı olan bir para birimini biz okurlarına tanıtmak için kolları sıvayan yazarımız burada duramamış. Ve asıl bombayı sonunda patlatarak TİPİK bir Sözcü gazetesi kafasıyla “IMF Göreve” demiş:

…Döviz piyasasının istikrarını bozacak olası etkileri düşünüldüğünde; Uluslararası Para Fonu’nun ( IMF ) Bitcoin’i düzenleyecek bir yol bulması çok önemlidir. IMF, özellikle döviz piyasası aracılığıyla küresel ekonomik sistemi istikrarlı hale getirmeye yardım etmek için tasarlanmış bir kurumdur. Dolayısıyla, Bitcoin’in düzenlenmesi doğrudan IMF’nin görevleri arasındadır.

Bitcoin’in düzenlenmesini doğrudan IMF’nin görevleri arasına sokan saygıdeğer köşe yazarımızı can-ı gönülden tebrik ediyor, kendisinden feyz alıyorum. Bundan sonra ben de beğenmediğim veya nereye gideceğini kestiremediğim bir gelişme ile karşılaşırsam orduyu, generalleri, genç subayları, Amerikan başkanını veya en olmadı IMF’yi devreye sokacağım. Saygılarımla.