Cüneyt Arkın, Zcash ve Çinlilerin ASIC Oyunları

Yazıya başlamadan önce, sizin daha çok merak edeceğiniz konuyla ilgili minik bir not düşmeden geçmeyelim: Evet, kripto para piyasaları güzel bir ralliye girmiş durumda. Şimdi bol bol mesaj gönderip, “ne alsak” diyeceksiniz. Elimden geldiğince herkese yardımcı olmaktan memnuniyet duyarım, ama bence alım yapılacak zaman şimdi değil. Onun zamanı geçen seneydi. Bu ralliden yeni bir ATH beklemiyorum. ATH gelecek, ama onun daha zamanı var.

Ne FUD, ne FOMO. Ben HODL ekibindenim.

Şimdi başlayalım.

Önce Büyük Üstada Saygı Duruşu

Cüneyt Arkın’ın çok bilinmeyen filmlerinden İstasyon’u izlemenizi tavsiye ederim. Keyifli, gırgır bir filmdir. Filmde Cüneyt Arkın (Ali) ünlü bir şarkıcıyı kaçırır. (Daha sonra tabii ki kız Türkiye’nin gelmiş geçmiş en yakışıklı birkaç kişisinden biri olan, tanışma şerefine nail olduğum için kendimi şanslı saydığım Cüneyt Ağabeyimize aşık olur, olaylar olaylar.) Filmin bir yerinde, “suçlu” Ali ile kız arasında şöyle bir diyalog geçer:

Kız: Bırak beni, bırak eşkıya!

Ali: Kimler gerçek eşkıya bilinmez. Sen asıl etrafındaki o saygıdeğer eşkıyalardan kork.

Üstada Allah uzun ömür ve sağlık versin. İşte bu yazı, saygıdeğer eşkıyalardan, beyaz yakalı çakallardan bahsedecek.

Bitcoinlerini Yeni Açan Okuyucular İçin

Aslında daha önce de anlatmıştım, ama konuya vakıf olmayan arkadaşlarım için kısaca ASIC mevzusunu bir daha anlatayım.

Bitcoin ilk çıktığında yalnızca çok küçük bir çevrede kullanılan, gerçek anlamda maddi değeri olmayan bir bilgisayar deneyiydi. Bu minicik ekosistemde yeni BTC üretebilmek için bilgisayarınızın işlemcisini kullanarak SHA-256 algoritmasına göre hash işlemi yapıyordunuz. (Çalışma prensibini merak edenler şu videomu izlesinler.) Ancak zamanla network’teki kişi sayısı ve bitcoin’in anlamı çoğaldıkça, daha yetenekli programcılar konuya dahil oldular ve önce ekran kartları devreye girdi. Çünkü ekran kartınızın üzerinde aslında birçok minik işlemci bulunur. Bu da aynı anda birçok sayıda hash işlemi yapmanızı sağlar. Yani GPU’nun hash gücü CPU’ya göre çok daha ileri düzeydedir.

Daha sonra devreye kısa bir süre için FPGA devreler ve hemen ardından da ASIC, yani Application Specific Integrated Circuit girdi. Adı üzerinde, bu entegre devreler yalnızca tek bir işi yapıyor, ama onu da inanılmaz derecede verimli ve hızlı yapıyordu.

Ancak ilerleyen zamanlarda insanlar haklı olarak bu işe karşı çıktılar. Çünkü ASIC üretimini ezici bir üstünlükle Çin, hatta Çin’in de BITMAIN firması elinde bulunduruyordu. Bu da Satoşi’nin ilk başta ortaya koyduğu “merkezsizlik” vizyonuna tamamen aykırı bir durumdu. (Gerçi ilerleyen yıllarda oluşan GPU farmların da bu yönde eleştirilmesi mümkün, ama konuya vakıf olmayanları o kadar derine sokmayalım şimdilik)

ASIC devreler ile Çin’in ve dolayısıyla “parası çok olanın” kripto para piyasalarına hakim olmasını istemeyenler, ASIC resistant algoritmalarla çalışmaya başladılar. Bunların en önemlisi Ethereum’dur. Ethereum’un algoritması, ekran kartınızın üzerindeki işlemci ile ekran kartınızın üzerindeki bellek arasında bulunan bant genişliğini kullanır. Bu nedenle ethereum için özelleştirilmiş bir ASIC üretilmesi çok zordur, üretilse bile ekran kartından çok daha ucuz olmaz. (Nitekim bu yıl çıkan Antminer E3 modeli ile bu durum doğrulanmış oldu.)

Ancak yine de, Ethereum’un algoritması olan Ethash (ya da diğer adı ile DaggerHashimoto) için de bir ASIC cihaz üretilmesi mümkündür. Bu yüzden başka coinler de öne çıkmaya başladılar. Bunların içinde en önemlileri de NVIDIA ekran kartları ile daha avantajlı olan Equihash algoritmasıydı. Equihash algoritmasını kullanan önemli coinler şunlar:

  • Zcash ve türevleri (Zclassic, Zencash vb.)
  • Bitcoin Gold
  • Bitcoin Private ve diğer tırıvırı coinler

Daha önce şu yazımda Bitcoin Gold’un nasıl bir kepazelik olduğunu sizlere anlatmıştım. Ama orada da belirttiğim gibi, Bitcoin’i forklayıp ayrı bir algoritmaya geçirmenin en azından bir mantığı vardı. Böylece insanlar evlerinde ekran kartları ile hakiki bitcoin olmasa da bitcoin gold üretebileceklerdi.

Derken, beklenen darbe yine (tabii ki) Bitmain’den geldi:

Antminer S9 Mini

Antminer S9 Mini ile tanışın: Kendisi 300 watt elektrik tüketiyor ve 10Ksol/S hash gücüne sahip. Bu da benim gariban bilgisayarımın yaklaşık 20 katı daha yüksek bir verimlilik anlamına geliyor. Yani bu cihaz piyasaya çıktıktan sonra, benim evde ekran kartı ile Zcash veya Bitcoin Gold üretmem imkansız.

Daha da önemlisi, bu cihaz şu anda zaten Bitmain’in elinde var. Daha önce birçok delil ile ortaya kondu ki, bitmain zaten cihazı önce kendisi üretip bol bol parasını kazanıyor. Kazım zorluğu yükselip de cihaz Bitmain’e para kazandırmamaya başladığı zaman piyasaya sürülüyor. Piyasaya sürüldükten sonra ilk parti ürünü hemen teslim almayı başaranlar para kazanıyor, gerisi ise kısa yoldan zengin olma sevdasının her zaman getirdiği sonuçla karşılaşıyor: Hüsran.

Bitmain’in Sevgilisi: Zcash Ekibi

Zcash’e (ve daha birçok başka kripto para birimine) içimizin ısınmasını engelleyecek çok önemli bir sebep var ortada: Kurucusu belli. Ve bu projeyi biz fonladık, fonluyoruz. Biz derken, tam olarak biz GPU madenciler. Babasının verdiği harçlıktan PUBG oynamak için ekran kartı alan sivilceli ergenlerin desteği ile şu Zooko denilen adam ve avaneleri bol bol kokain  adana kebap partisi yapıyorlar.

Ve Bitmain’in yeni ASIC açıklaması üzerine, bu Zooko ağabeyimiz kendi twitter’ından madencilerle bol bol dalga geçiyor. ASIC’ler iyidir temalı gönderilerde bulunuyor.

Zooko ve ekibinin Zcash’ten kazandığı parayı hesap etmeye kalkmayın, o hesap için işlemci gücünüz yetmez. Sadece şu kadarını söyleyeyim: Toplam Zcash arzının %10’luk dilimi ve madencilerin kazdığı Zcash’in %20’si bu abilerin şırdan-şalgam harcamalarına gidiyor. Bir de Zcash Foundation diye göya “nonprofit” bir organizasyon kurmuşlar, bol bol bağış yapıyorlar.

Şimdi şunu merak ediyorum: Sizce PUBG oyuncusu “kanalıma hoşgeldiniz” diye gezen Berke’nin, Xiaomi cep telefonuna Metatrader 4 yükleyip kendini Wolf of Finanskent Street zanneden bankacı Kemal’in, Bitcointalk’ta günlerini öldüren ekşi sözlükçü “blockchain avukatı” Buse’nin paralarını cebine dolduran Zooko’nun, dünyanın hash gücüne ve dijital parasına hükmeden Çinlilerle işbirliği yapma ihtimali nedir? Ya da, yapmama ihtimali var mıdır?

Kim hırsız, kim eşkıya? Kararı size bırakıyorum.

Siz daha uyumaya devam edin. Çin, çoktan Bitcoin’e geçti bile.

Merhabalar sevgili az sayıdaki akıllı okuyucum. Geçtiğimiz haftalarda Çin’e gitme fırsatım oldu.

Öncelikle hemen kısa bir bilgi vereyim: Çin ile ilgili duyduklarınızın hepsi büyüklere masallardan ibaret. Ben de gidip görmeden önce kafamda çok farklı bir ülke canlandırıyordum, ama o iş hiç öyle değilmiş. Çin, dünyanın en az on yıl önünden gidiyor. On yıl sonra dünyanın kullanmaya başlayacağı teknolojiler, Çin’de şimdiden kullanılıyor.

Zamanında birileri “whatsapp yerine milli alternatiflerini kullanalım” dediğinde buna çok kızmıştık. Ama mesela o iş hiç öyle değilmiş. Çin’de WeChat, Tayvan’da Line, Güney Kore’de ise KakaoTalk kullanıyor insanlar. Sadece batılılarla iş yapanlar whatsapp kullanıyorlar. Ben bu üç ülkede sadece WeChat’i denedim. Uygulama whatsapp’tan çok daha kaliteli. Sesli konuşmalar asla kesilmiyor, grup kurmak dosya göndermek çok daha kolay. Ayrıca WeChat’in bir de Facebook veya Twitter gibi “news feed” bölümü bulunuyor.

Ama bizi asıl ilgilendiren kısım, WePay. Öncelikle üşenmeyin, şu videoyu bir izleyin.

İşte WeChat Pay böyle bir şey gerçekten. Ve videoda anlatılanları sakın “reklam” diye düşünmeyin. Çin’de bu teknoloji HER YERDE var. Ama aklınıza gelebilecek her yerde. Kıyafet mağazalarından restoranlara, otellerden havaalanlarına, hatta sokaktaki seyyar satıcılara kadar her yerde mevcut bu teknoloji.

Bir akşam Şangay’daki Li-He otelinden çıkıp etrafı görmek istedim ve yürümeye başladım. Tam da youtube’da izlediğim “dünyadan sokak lezzetleri” tadında bir Çinli teyzenin işlettiği noodle standını gördüm. Bir tadına bakmak istedim. (tadı da çok iyiydi)

Teyze benim noodle’ı pişirirken başka başka müşteriler geldiler ve teyzenin koyduğu QR kodu okutup paralarını ödeyip yemeklerini alıp gittiler. Ortamda hala “gerçek para” vermeye çalışan tek kişi bendim. O an anladım ki, Çinliler gerçek paranın, yani Amerikan Doları’nın gerçek falan olmadığını, hiç bir zaman da olamayacağını çoktan farketmişler. Çinliler, Bitcoin’e çoktan geçmişler.

Evet, WeChat Pay’in ödemeleri halen RMB üzerinden yapılıyor. Ancak bunun BTC olarak yapılmasının önünde teknolojik anlamda hiç bir engel bulunmuyor. Çin, bugün dünyanın en büyük bitcoin madencisi. Bitcoin ekonomisinin kalbi, Shenzhen’de atıyor. Dünyanın açık ara farkla en önemli madencilik firması olan Bitmain’in merkezi Shenzhen’de. Ayrıca dünyanın açık ara farkla en önemli drone firması olan DJI’ın merkezi de Shenzhen’de.

Aslında sizlere Çin’in neden bizlerden fersah fersah ileride olduğunu anlatmak için sunulacak çok argüman var, ama maalesef, bu kadar “batı medyası” bombardımanı ve amerikan doları (ve diğer tüm fiat paralar) propogandası altındayken, ne kadar anlatsam boş. Gidip görmeniz lazım. (Tabii vize alabilirseniz.)

Ama sadece bir hatırlatmada bulunmak istiyorum: “E ama abi, gerçek paranın arkasında memleketin otoriteleri, BDDK’sı, doların arkasında Amerika’nın Javelin füzeleri, koskoca Amerikan donanması var. Bitcoin’in arkasında kim var ki? Yarın düşse bitti gitti ehehe ehehe” diye gezen çokbilmiş kardeşlerime aşağıdaki resmi göstermek istiyorum.

Shenzhen tren istasyonu

Aha işte Bitcoin’in arkasında bu polis abi var. Bitcoin’in arkasında Çin var. Bitcoin’in arkasında Çin’in droneları, adamı gözünden tanıyıp ülke içerisinde an be an takip etmekle yükümlü dev bir kameralar ağı var. Bitcoin’in arkasında Shenzhen’in gecelerini ışıl ışıl aydınlatan LED ekranlar, bir buçuk milyar insanı başarıyla yöneten dev bir irade var. Bitcoin’in arkasında Amerika’nın derin aklı yok ama, Çin’in yapay zekası var.

Sizler hala Çinliler böcek mi yiyor ehehe, sanal para mı olur hiç mehehe diye eğlenmeye devam edin.