Cüneyt Arkın, Zcash ve Çinlilerin ASIC Oyunları

Yazıya başlamadan önce, sizin daha çok merak edeceğiniz konuyla ilgili minik bir not düşmeden geçmeyelim: Evet, kripto para piyasaları güzel bir ralliye girmiş durumda. Şimdi bol bol mesaj gönderip, “ne alsak” diyeceksiniz. Elimden geldiğince herkese yardımcı olmaktan memnuniyet duyarım, ama bence alım yapılacak zaman şimdi değil. Onun zamanı geçen seneydi. Bu ralliden yeni bir ATH beklemiyorum. ATH gelecek, ama onun daha zamanı var.

Ne FUD, ne FOMO. Ben HODL ekibindenim.

Şimdi başlayalım.

Önce Büyük Üstada Saygı Duruşu

Cüneyt Arkın’ın çok bilinmeyen filmlerinden İstasyon’u izlemenizi tavsiye ederim. Keyifli, gırgır bir filmdir. Filmde Cüneyt Arkın (Ali) ünlü bir şarkıcıyı kaçırır. (Daha sonra tabii ki kız Türkiye’nin gelmiş geçmiş en yakışıklı birkaç kişisinden biri olan, tanışma şerefine nail olduğum için kendimi şanslı saydığım Cüneyt Ağabeyimize aşık olur, olaylar olaylar.) Filmin bir yerinde, “suçlu” Ali ile kız arasında şöyle bir diyalog geçer:

Kız: Bırak beni, bırak eşkıya!

Ali: Kimler gerçek eşkıya bilinmez. Sen asıl etrafındaki o saygıdeğer eşkıyalardan kork.

Üstada Allah uzun ömür ve sağlık versin. İşte bu yazı, saygıdeğer eşkıyalardan, beyaz yakalı çakallardan bahsedecek.

Bitcoinlerini Yeni Açan Okuyucular İçin

Aslında daha önce de anlatmıştım, ama konuya vakıf olmayan arkadaşlarım için kısaca ASIC mevzusunu bir daha anlatayım.

Bitcoin ilk çıktığında yalnızca çok küçük bir çevrede kullanılan, gerçek anlamda maddi değeri olmayan bir bilgisayar deneyiydi. Bu minicik ekosistemde yeni BTC üretebilmek için bilgisayarınızın işlemcisini kullanarak SHA-256 algoritmasına göre hash işlemi yapıyordunuz. (Çalışma prensibini merak edenler şu videomu izlesinler.) Ancak zamanla network’teki kişi sayısı ve bitcoin’in anlamı çoğaldıkça, daha yetenekli programcılar konuya dahil oldular ve önce ekran kartları devreye girdi. Çünkü ekran kartınızın üzerinde aslında birçok minik işlemci bulunur. Bu da aynı anda birçok sayıda hash işlemi yapmanızı sağlar. Yani GPU’nun hash gücü CPU’ya göre çok daha ileri düzeydedir.

Daha sonra devreye kısa bir süre için FPGA devreler ve hemen ardından da ASIC, yani Application Specific Integrated Circuit girdi. Adı üzerinde, bu entegre devreler yalnızca tek bir işi yapıyor, ama onu da inanılmaz derecede verimli ve hızlı yapıyordu.

Ancak ilerleyen zamanlarda insanlar haklı olarak bu işe karşı çıktılar. Çünkü ASIC üretimini ezici bir üstünlükle Çin, hatta Çin’in de BITMAIN firması elinde bulunduruyordu. Bu da Satoşi’nin ilk başta ortaya koyduğu “merkezsizlik” vizyonuna tamamen aykırı bir durumdu. (Gerçi ilerleyen yıllarda oluşan GPU farmların da bu yönde eleştirilmesi mümkün, ama konuya vakıf olmayanları o kadar derine sokmayalım şimdilik)

ASIC devreler ile Çin’in ve dolayısıyla “parası çok olanın” kripto para piyasalarına hakim olmasını istemeyenler, ASIC resistant algoritmalarla çalışmaya başladılar. Bunların en önemlisi Ethereum’dur. Ethereum’un algoritması, ekran kartınızın üzerindeki işlemci ile ekran kartınızın üzerindeki bellek arasında bulunan bant genişliğini kullanır. Bu nedenle ethereum için özelleştirilmiş bir ASIC üretilmesi çok zordur, üretilse bile ekran kartından çok daha ucuz olmaz. (Nitekim bu yıl çıkan Antminer E3 modeli ile bu durum doğrulanmış oldu.)

Ancak yine de, Ethereum’un algoritması olan Ethash (ya da diğer adı ile DaggerHashimoto) için de bir ASIC cihaz üretilmesi mümkündür. Bu yüzden başka coinler de öne çıkmaya başladılar. Bunların içinde en önemlileri de NVIDIA ekran kartları ile daha avantajlı olan Equihash algoritmasıydı. Equihash algoritmasını kullanan önemli coinler şunlar:

  • Zcash ve türevleri (Zclassic, Zencash vb.)
  • Bitcoin Gold
  • Bitcoin Private ve diğer tırıvırı coinler

Daha önce şu yazımda Bitcoin Gold’un nasıl bir kepazelik olduğunu sizlere anlatmıştım. Ama orada da belirttiğim gibi, Bitcoin’i forklayıp ayrı bir algoritmaya geçirmenin en azından bir mantığı vardı. Böylece insanlar evlerinde ekran kartları ile hakiki bitcoin olmasa da bitcoin gold üretebileceklerdi.

Derken, beklenen darbe yine (tabii ki) Bitmain’den geldi:

Antminer S9 Mini

Antminer S9 Mini ile tanışın: Kendisi 300 watt elektrik tüketiyor ve 10Ksol/S hash gücüne sahip. Bu da benim gariban bilgisayarımın yaklaşık 20 katı daha yüksek bir verimlilik anlamına geliyor. Yani bu cihaz piyasaya çıktıktan sonra, benim evde ekran kartı ile Zcash veya Bitcoin Gold üretmem imkansız.

Daha da önemlisi, bu cihaz şu anda zaten Bitmain’in elinde var. Daha önce birçok delil ile ortaya kondu ki, bitmain zaten cihazı önce kendisi üretip bol bol parasını kazanıyor. Kazım zorluğu yükselip de cihaz Bitmain’e para kazandırmamaya başladığı zaman piyasaya sürülüyor. Piyasaya sürüldükten sonra ilk parti ürünü hemen teslim almayı başaranlar para kazanıyor, gerisi ise kısa yoldan zengin olma sevdasının her zaman getirdiği sonuçla karşılaşıyor: Hüsran.

Bitmain’in Sevgilisi: Zcash Ekibi

Zcash’e (ve daha birçok başka kripto para birimine) içimizin ısınmasını engelleyecek çok önemli bir sebep var ortada: Kurucusu belli. Ve bu projeyi biz fonladık, fonluyoruz. Biz derken, tam olarak biz GPU madenciler. Babasının verdiği harçlıktan PUBG oynamak için ekran kartı alan sivilceli ergenlerin desteği ile şu Zooko denilen adam ve avaneleri bol bol kokain  adana kebap partisi yapıyorlar.

Ve Bitmain’in yeni ASIC açıklaması üzerine, bu Zooko ağabeyimiz kendi twitter’ından madencilerle bol bol dalga geçiyor. ASIC’ler iyidir temalı gönderilerde bulunuyor.

Zooko ve ekibinin Zcash’ten kazandığı parayı hesap etmeye kalkmayın, o hesap için işlemci gücünüz yetmez. Sadece şu kadarını söyleyeyim: Toplam Zcash arzının %10’luk dilimi ve madencilerin kazdığı Zcash’in %20’si bu abilerin şırdan-şalgam harcamalarına gidiyor. Bir de Zcash Foundation diye göya “nonprofit” bir organizasyon kurmuşlar, bol bol bağış yapıyorlar.

Şimdi şunu merak ediyorum: Sizce PUBG oyuncusu “kanalıma hoşgeldiniz” diye gezen Berke’nin, Xiaomi cep telefonuna Metatrader 4 yükleyip kendini Wolf of Finanskent Street zanneden bankacı Kemal’in, Bitcointalk’ta günlerini öldüren ekşi sözlükçü “blockchain avukatı” Buse’nin paralarını cebine dolduran Zooko’nun, dünyanın hash gücüne ve dijital parasına hükmeden Çinlilerle işbirliği yapma ihtimali nedir? Ya da, yapmama ihtimali var mıdır?

Kim hırsız, kim eşkıya? Kararı size bırakıyorum.

Ortaklaşa Madencilik Yapmış Olsaydık

Şuradaki yazımda, teorik bir ortak madencilik makinesini anlatmıştım sizlere. Tabii o makinenin işlem gücü (ve elektrik tüketimi) oldukça düşük, ev içerisinde rahatlıkla bulundurulabilecek bir makine. Ancak buna rağmen anakart ayarları, bios kurulumu, bozuk çıkan pci express riser’lar derken bu tür makinelerin kurulumları oldukça zor olabiliyor.

Her ekran kartının kendine ait bir overclock kapasitesi ve soğutma başarısı var. Bunları bulana kadar sistem sık sık kilitleniyor. Ayrıca Windows 10’da gelen anniversary update ile 6 ekran kartı desteğinde epey bir sorun çıkıyor. Bunu çözmek için önce tüm driverları özel bir yazılım ile silip sonra update’i de update etmek gerekiyor.

Display Driver Uninstaller: Madencinin kara gün dostu. (Refli linki yoktur boşuna aramayınız beleşçiler)

Ayrıca ülkemizin online satıcıları sağolsunlar, öyle 6 tane ekran kartını “şak” diye almak mümkün olmuyor. Alınan siparişler ekranında 6 tane ekran kartını gören N11.com satıcısı, beleş satoşi kazandıran refli link görmüş masum ekşi sözlükçü gibi oluyor. Birden gözleri dolar işaretine dönüşüyor, “siparişleriniz teknik bir nedenle gönderilememektedir” yalanını basıyor. Ama siparişinizi de iptal etmiyor ki, kendisi eksi puan almasın. Mecburen siz iptal ediyorsunuz, üç gün de bankanın kredi kartınıza ilgili tutarı iade etmesini bekliyorsunuz. Ölme eşeğim ölme dedirten bu duruma N11.com yöneticileri de çekirdek çitleyerek çanak tutuyorlar. İşte öyle kaliteli bir e-ticaret ortamımız var.

Ben Youtube’a Giriyorum, Siz de Girin!

Ekran kartlarını aldınız, Windows’un güncellemelerini güncellediniz, denetlemeyi bal gibi denetlediniz diyelim. Artık hazırsınız, ama o kadar da kolay değil. Zaman zaman resmi olmayan yollardan bitcointalk forumlarını yasaklayan ISP’lerimiz, (böyle bir yasak resmiyette yok, ama nedense hiç açılamıyor o bitcointalk) Nicehash’in anlık veri sağlayan sunucularını da blokluyorlar. Teknik olarak madenciliği yasaklamaları pek mümkün değil, (stratum protokolünü komple trafiğe kapatsalar bile TCP üzerinden madencilik mümkün) ama Nicehash’in anlık madencilik piyasası verilerini blokladığınız zaman sistem o an hangi pool’da kazım yapacağını bilemiyor ve dolayısıyla ekran kartlarınız faaliyete geçemiyor. Ayrıca, sizin lokal hash değeriniz ile havuza yansıyan gerçek hash değeriniz arasında her zaman biraz fark oluyor ve bu farkın azalması için ping değerinizi düşürmenizde fayda var. Dolayısıyla adam gibi madencilik yapmak istiyorsanız, mutlaka kaliteli bir VPN kullanmanız lazım. Ayrıca nedendir bilinmez, (!) VPN’i açtığınız anda bitcointalk da şakır şakır açılmaya başlıyor.

Çin Pazarı İle Rekabet

Ama her şey de yukarıda anlattığım gibi kötü gitmiyor tabii. Siz makineyi adamakıllı çalıştırmayı başarınca, makine gayet güzel işliyor. Çünkü geçtiğimiz ay Çin, bazı madencilerin ülke içerisinde çalışamamalarını sağlayacak bazı düzenlemelerde bulundu.

Bunu bizim muhterem basınımız yine “Çin madencileri hem yasakladı, hem dövdü, hem de kalplerini kırdı” diye görmeyi başardı, ama olay tam olarak öyle değil tabii. Zaten basının yazdığı hiç bir şey tam olarak öyle değil, burada da bir istisna yok.

Çin’de madencilik yapmak ilk başlarda çok mantıklıydı çünkü Çin hükümeti eski ve atıl durumda bulunan hidroelektrik santrallerin yakınında ve başka birçok stratejik noktada çok ucuz (hatta bazen efektif olarak bedava) fiyatlarla elektrik sağlıyordu. Ancak madenciler de sağolsunlar ekran kartı stoklarını sömürüp ilik kemik ne varsa kuruttukları gibi Çin’deki bu fazla barajları da tabiri caizse (bitcoin caiz değilse tabiri de caiz olmayabilir) kuruttular. Bunun üzerine Çin, bu adamları enerji tarifelerini yükseltme yönünde uyardı. Yani normal elektrik 40 kuruş ise, size 140 kuruştan veririz. O yüzden siz yavaş yavaş toparlanın demeye getirdiler. Bunun üzerine birçok büyük madenci de kendine yer aramaya başladı.

Bizi ilgilendiren kısmı ise şu: Bu sayede ortamdaki toplam hash gücü düştü ve dolayısıyla bizim elimizdeki hash gücünün değeri arttı. Makine tıkır tıkır para yazmaya başladı. Madenciler memnun, madenciler hep mutlu.

Ekran Kartı Piyasası

Şu anda piyasada resmen ekran kartı kıtlığı yaşanıyor. Bizim aldığımız ekran kartlarının fiyatı yaklaşık olarak %15 artış gösterdi. Ayrıca bu kartların ikinci ellerini bulmanız da mümkün değil. Dolayısıyla sadece BTC bazında değil, ekran kartı bazında da kazançlı olduk. Bu iş bu şekilde sürdürülebilir midir, onu pek zannetmiyorum.

Sonuca Gelelim: Ne Kazandık?

Bütün bunların sonucunda, makinemizin toplam çalıştığı süre 18 gün oldu. Bakalım 18 günde makinemiz neler yaptı:

 

Yani kısacası, önceki yazımızda anlattığımız gibi, yatırımcılar koydukları paranın TL bazında yaklaşık %11’ini ilk ay geri aldılar. Üstelik bu olurken BTC neredeyse yarı yarıya, ETH ise %30’luk bir düşüş gösterdi. Yani yatırımcılar ethereumlarını bozdurmak için tekrar eski günlerine dönmesini beklerlerse, ilk ayın geri dönüş oranı %15’leri buluyor.

Tabii yine bir not düşelim: Bütün bunlar teoriktir, gerçekte böyle bir şey yoktur. Olsaydı iyi olurdu kesin.

Ortaklaşa Madencilik Yapacak Olsaydık

Soruyorlar: Madencilik yapıyorsun yıllardan beri güzel de, biz de bu işe küçük çaplı da olsa girmek istiyoruz. Bir ucundan kıyısından bu işe giremez miyiz?

Kısaca anlatayım: Bu işe girmek hiç zor değil. Ancak inanılmaz fazla sorun çıkma ihtimali var. Ekran kartları mutlaka uyuşmazlık yapıyor, windows göçüyor, fanlar kirleniyor. Ayrıca bu işi yapan kişinin ne yaptığını çok iyi biliyor olması gerekiyor. 12 adet 1080ti ekran kartlı makine toplayıp, “abi her şey gayet düzgün çalışıyor hiç bi sıkıntı yok. Sadece kablolar ısınıyor o kadar” diye gezen aklıevvel madenciler tanıyorum. Sonuçta 7/24 çalışacak bir makineyi tasarlayıp kurmak, elektrik bağlantılarını doğru yapmak ve iyi bir soğutma sağlamak o kadar da kolay değil. Neyin nerede ve ne zaman sorun çıkarabileceğini tahmin etmek için tecrübe gerekiyor.

Şimdi size örnek bir minik, ortak madencilik makinası tasarlayayım. Bu arada biraz da ev tipi madencilik know-how’ı vermiş olayım.

Evde Madencilik Yapacak Makina Tasarlamanın İncelikleri

Kuracağımız bilgisayar, madenciliği ev ortamında yapacak. Bu nedenle öncelikle aşırı gürültülü olmaması ve aşırı ısı açığa çıkarmaması gerekiyor. Server tipi güç kaynağı kullanımı ilk etapta çok cazip gelebilir. Ancak bitcoin fiyatı çökerse bu tür özel ekipmanlar hiç bir işe yaramazlar. Ancak oyuncu bilgisayarları için tasarlanan parçalar kullanırsak, hem değerlerini korurlar hem de ileride bu parçaları başka bilgisayarlarda değerlendirebilir, ikinci el olarak satabiliriz.

Anakart

Anakart olarak bu modeli seçiyoruz. Bu model, bir önceki nesil madencilik anakartlarından. 6 ekran kartı destekliyor. Yeni nesil anakartlar 12, hatta daha fazla ekran kartını da destekliyor ancak bunların hem kurulumu hem de yönetimi oldukça zahmetli. Ayrıca bu kart, daha önceki nesil işlemci ve RAM kullandığı için, para kazandırmayan yan bileşenlere daha az ücret ödeyeceğiz.

İşlemci

CPU mining yapmayı düşünmüyoruz. (Ryzen bazlı bilgisayar toplayıp bir yandan CPU bir yandan GPU mining yapmak mümkün olabilirdi, ama bu büyük bir kumar. Biz standart yoldan şaşmayacağız.)

Piyasada socket 1150 için gırla ikinci el işlemci var. Bizim için işlemcinin hızı hiç ama hiç önemli değil. Ama işlemcinin watt’ı bir o kadar önemli.

Bu işlemci modelinin TDP (maksimum güç ihtiyacı) değeri 35 watt. Bu soket için minimum değer zaten bu. Üstelik bu işlemci gayet de hızlı bir işlemci. Buna benzer başka işlemcileri de ikinci el piyasasında rahatlıkla bulabiliyoruz. Hiç boşuna sıfır işlemciye para vermeye gerek yok, çünkü bozulacak bir ürün de değil açıkçası. Ve ekran kartının aksine, ikinci eli ile sıfırı arasında çok fark oluyor.

İşlemci Soğutucu

İşlemci soğutucu önemli. Çünkü makinanın 7/24 açık kalması lazım. Stok soğutucular zamanla arıza yapabiliyorlar. Ayrıca hem çok ses çıkarıp hem çok elektrik yakıyorlar. Ekran kartı haricinde elektrik yakan tüm bileşenler, bizim için boşa giden para demek.

RAM ve SSD

Mining makinalarında SSD kullanımı teknik olarak gerekli değil. Ancak normal HDD’ler zamanla arıza yapabiliyor. Ayrıca sanal bellek kullanımı da windows altında mining yapacağımız için önemli. İkisini de en ucuzundan yazıp geçiyoruz.

PSU

İşte yemeyip içmeyip parayı basacağımız en önemli parça bu. Akla ilk gelen parça GPU olacaktır, ama doğru mining makinesi için en önemli parça aslında PSU’dur. Paranın alabileceği en iyi oyuncu PSU’larından birini yazıp geçiyoruz. PSU’ya verdiğimiz para, bize ayrıca ekstra verimlilik olarak dönecek.

Yan Malzemeler

Bize tüm sistemin elektrik tüketimini ölçmek için, ve uzaktan bağlanıp sistemi açıp kapatabilmek için birer yardımcı akıllı priz lazım.

6 adet ekran kartını anakarta rahatlıkla bağlamak için 6 adet riser ve bu uzatma kablolarından da almamız gerekecek.

Bu da makinanın içinde çalışacağı kasa. Ben normalde meyve kasası kullanmaktan yanayım. Eski nesil madencilerin ruhunu daha çok yansıtıyor. Ama günümüze uygun bir iş için bu kasalar daha iyi. Yalnız buradaki fiyat 5’li kasa için. Biz her ihtimale karşı iki katını baz alalım.

Ekran Kartları

Geldik asıl işi yapacak parçaya. Bu karttan 6 tane alacağız. Benim bu kartı tercih etmemin en önemli sebebi, PCI-Express yuvasından gelen 75 watt güç ile yetinebiliyor olması. Böylece ekstra güç bağlantısı gerekmediği gibi, PSU’yu da fazla zorlamıyor. Piyasadaki tüm PSU’lar, maksimum güç verimliliğini %50 yük altında veriyor. Dolayısıyla burada ince bir hesap söz konusu. 1080ti gibi “güçlü” kartlar çok basıyor, ama çok da yakıyor. Bu kart ise Renault’un 1,5 dci motoru gibi. Az gidiyor, ama çok az yakıyor ve hiç nazlı değil, her mazotla her yolda gidiyor.

 

Şimdi bir maliyet hesabı yapalım:

Anakart: 440,45 TL

İşlemci: 290 TL

Soğutucu: 72,17 TL

RAM: 112,96 TL

SSD: 238 TL

PSU: 1038,31 TL

Akıllı prizler: 89,38 TL

6 Pin Power Uzatma: 65,52 TL

Riser (6 adet): 119,34 TL

Kasa: 100 TL

Ekran Kartları (6 adet): 4736,16 TL

Toplam: 7064,29 TL

Şimdi, bu PC bize ne kadar kazandıracak, ona bakalım.

Mining Getirileri

Mining getirilerini hesaplamak aslında çok zor. Çünkü biz makinenin getirisini hesap ederken, bugünkü bitcoin kuru üzerinden ve bugünkü difficulty üzerinden hesap ediyoruz. Bulduğumuz kar oranı ise TL değil BTC cinsinden. Dolayısıyla bitcoinin fiyatı 3 katına çıktığı zaman (ki çıkar, emin olun) sizin karlılığınız da fazlasıyla katlanmış oluyor.

Yaz başında bir makine kurmuştum. O zamanlar bitcoin’in değeri 1800 dolar civarındaydı ve hesaplarıma göre makine parasını 1 yıl içerisinde çıkarıyordu. Ancak aradan geçen zaman içerisinde makine kendi parasını fazlasıyla çıkardı. Şu anda ne çalışsa kâr yazıyor.

Biz yine de, bugünkü karlılık üzerinden devam edelim:

Burada görebileceğimiz üzere, 1 adet 1050ti geçtiğimiz ay içerisinde, bitcoin’in şu anki oldukça düşük değerine rağmen 165,68 TL kazandırmış. 6 adet kart için bu rakam 994,08 TL ediyor.

Elektrik tüketimimiz ise, (73 watt*6+35watt*2+10watt)*1,1=569,8 watt. Yani KWH’si 41 kuruştan aylık 168,20 TL’lik elektrik tüketeceğiz.

Makine ortak kullanılacağı için, operatörün payı kârın %20’si olacak. Geri kalan %80’lik kâr, 5 ortak arasında bölüştürülecek. Yani yatırımcılara kalan aylık kâr 660,70 TL olacak. Yatırımcı başına aylık 132,14 TL kâr dağıtılacak.

Her biri 1412,85 TL yatıran yatırımcılar, paralarını BTC cinsinden, bugünkü kura göre bile, en kötü ihtimalle 10,69 ayda geri alacaklar.

Sistem Nasıl İşleyecek?

Yönetim ve iletişim problemlerini ortadan kaldırmak için, madencilik Nicehash üzerinden yapılacak.

Nicehash’in yakında ETH bazlı cüzdan desteğine geçmesi bekleniyor. O zamana kadar da ödemeler P2SH destekli yeni BTC adresleri ile yapılacak. ETH desteği geldiğinde, ödemeleri otomatize etmek için smart contract kullanılacak.

İşlemler için kullanılan Nicehash hesabı herkesin erişimine açık olacak. Ayrıca makineye uzaktan izleme yazılımı kurulacak. Böylece herkes makinenin o anki anlık durumunu isterse telefonundan dahi girip izleyebilecek.

 

Sonuç

Teorik olarak böyle bir sistem kurulduğunda tüm yatırımcılar çok düşük bir risk alarak paralarını bir yılda çıkaracak bir yatırımda bulunabilirler. Ancak bitcoin ve diğer kripto paraların doğası gereği, bu süre hiç bir zaman bir yıl sürmez. Genellikle üçüncü veya dördüncü ayın sonunda yatırımcılar paralarını çıkartmış olurlar.

En kötü ihtimalle, 2013 yılında yaşandığı gibi dev bir bitcoin çöküşü yaşanırsa bile, yatırımcılar tüm oyunları rahatlıkla oynayabilecekleri birer ekran kartına kavuşurlar. Sistemin diğer parçaları da ikinci el olarak satılır ve böylece tüm yatırımcılar en azından ana paralarının çok büyük bir kısmını kurtarmış olurlar.

Tekrar söyleyeyim, benim bu yaz başında kurduğum minik bir madencilik makinesi, parasını beşinci ayda tamamen çıkardı. Şimdi ne yazsa kâr yazıyor. Bu makine de parasını kısa sürede çıkartır.

Tabii şunu da ekleyelim, bu yazdıklarım tamamen “hayali” bir kripto para madenciliği yatırım ortaklığı için geçerlidir. Böyle bir şey gerçekte yapılmamıştır, yapılmayacaktır.

Neden Madencilik?

Kripto paralardan anladığımı duyan herkesin önemli sorularından biri de şu oluyor: Neden Bitcoin alacağına kendin madencilik yapıyorsun ki? Evde uğraşmak yerine al-sat yapsaydın daha çok kazanmaz mıydın?

Aslında bu soru, bu işlerden hiç anlamayan birinin dahi sorabileceği, ama bir o kadar da önemli bir soru. 2013 yılında olsaydık madencilik yapmak için size birçok mantıklı sebep sayabilirdim, ama günümüzde bu sebeplerin önemli bir kısmı ortadan kalktı. Peki zaman içerisinde ne oldu? Şöyle özetleyebiliriz:

  1. Zamanında Bitcoin (ki o zamanlar diğer coinler yoktu) madenciliği CPU ile yapılıyordu. Daha sonra developerlar bu işlem için GPU kullanan arabirimler ürettiler. Bir yandan da diğer coinler piyasaya çıktı. Zaman içerisinde donanım programlamasına hakim gençler işi FPGA ile, onların içerisinden çıkan bazı start-up şirketler de ASIC ile yapmaya başladılar. Şu anda dünyada madencilik ASIC çiplerini üreten firmaların en önemlilerinden bir tanesi, aslında Tel-Aviv’de kurulan bir start-up şirketten doğdu. Ha keza meşhur (ve bu işin açık ara lideri, devi, madenciliğin Selpak’ı) Bitmain de bu tür akıllı gençleri alıp Çin gücü ve anlayışıyla birleştirdi. Yani artık kripto para madenciliği eskisi gibi bir hobi değil, dev bir sektör.
  2. Zamanında evde madencilik yapmanın çok temel bir mantığı vardı: Ola ki Bitcoin fiyatları düşerse, elinizde kalan ekran kartı ile çok güzel oyun oynayabiliyordunuz, ya da kartı satabiliyordunuz. 2013 yılında bir arkadaşıma bu nedenle bir yatırım projesi sundum. Projeme göre 10.000 TL’lik ekran kartı alacaktık, ola ki madencilik işinde başarısız olursak kartları yaklaşık 8.000 TL’ye satacaktık. Kabul etmedi, ikinci el araba alıp satacağını söyledi. Hesap ettim, o zaman 10.000 TL’yi bulup bu işe girebilmiş olsaydım, elimizde şu an ne kadar olacağını… Neyse, hiç söylemeyeyim, tadımız tuzumuz kaçmasın. 🙂
    Yani kısacası o zamanlar madencilik için alacağınız ekran kartlarının tek kullanım alanı madencilik değildi. Ama bugün dünyadaki ekran kartı varlığının çok ciddi bir kısmı madencilik için kullanılıyor. Madenciliğin tadı kalmaz, kârlılığı biterse bu kartlar piyasaya sürülecek. O zaman da elinizdeki kartın değeri kuşa dönecek. Yani en olmadı kartları satar zararımı çıkarırım dönemi bitti. (Oyuncu arkadaşların beklediği senaryo da bu.)
    Ama burada şunu da eklemek lazım: O zamanlar kripto paraların dünyadaki varlığı henüz oturmamış, sektör kendini kanıtlamamıştı. Yani o zamanlar Bitcoin’in değeri bir düşüp, yerine yıllar sonra gelebiliyordu. Ama şimdi bir daha öyle bir durumun yaşanması neredeyse ihtimal dışı. (Yani oyuncu arkadaşlar çok da boşuna beklemesinler.)
  3. Eskiden evde madencilik yapan sayısı azdı, dışarıda madencilik yapan şirketlerin sayısı ise neredeyse sıfırdı. PCI Express kartları anakarttan uzağa takmaya yarayan kablolar gibi yan ürünler henüz üretilmemiş, hatta düşünülmemişti. Madencilik için stabil çalışan işletim sistemleri, otomatik konfigüratörler, her zaman en kârlı parayı kazıp sonra BTC’ye çeviren programlar yoktu. Mum ışığında madencilik yapıyorduk.

Bugün ise evde madencilik yapmak o kadar da karlı değil. Yani kazdığınız para biriminin dalgalanma durumuna, elektrik fiyatlarına ve o parayı kazan insan sayısına göre kâr etme olasılığınız tabii ki var. Ama madenciliğin kârlılığını hesaplarken başka şeylere de dikkat etmek lazım.

Mesela, bir Antminer S9 aldınız. Bugün cihazı 10.000 TL’ye aldığınızı varsayalım. Cihaz da kendi parasını 4 ayda çıkartsın. (Çok iyi bir rakam, abartıyorum.) Bu durumda sizin elinizde 4 ayda kendini çıkartan bir cihaz olduğu için çok sevineceksiniz. Ancak 4 ay içerisinde kazım zorluğu iyice artmış olacak, ve cihazın ikinci turu dönmesi 1 yıl sürecek. Yani 16 ay sonra elinizde 20.000 TL ve artık bir tuğladan hiç bir farkı olmayan bir cihaz kalmış olacak.

Ama bunun yerine 10.000 TL’lik BTC almış olsaydınız, ve BTC’nin fiyatı 16 ayda 4 katına çıksaydı elinizde 40.000 TL olmuş olacaktı. Böylece 10.000 TL’niz ile al-sat yerine madencilik yaparak 20.000 TL zarar etmiş oldunuz.

Yani kısacası, madenciliğin kârlılığını hesaplarken spekülatif kârdan olan kaybınızı da değerlendirmek zorundasınız.

Peki ben niye madencilik yapıyorum?

Madencilik yaptığınız zaman, bir network’ün bir parçası olursunuz. O blok zincirinde sizin de bir tuzunuz bulunur. Ayrıca madenciliğin de çok büyük kârlar getirmesi olasıdır. Bunun için kazım zorluğu düşük coinleri bulup, o coinlerin zorluk ve fiyatları yükseldiği zaman satmanız lazım. Onu da başka bir yazıda anlatırım.

Yani kısacası, ben kendi keyfime ve mantığıma hoş geldiği için madencilik yapıyorum. Ama madencilik mi, al-sat mı? sorusunun net bir cevabı bende yok. Siz de kendiniz ölçüp biçip karar vermek zorundasınız.

Türkiye’de Kripto Paraların Geleceği

Benim için her şey yıllar önce çok sevdiğim bir arkadaşımın Wiitar adlı icadı ile başladı aslında.

Elektro gitarın içerisinde Wiimote koyarak harekete duyarlı bir ses tonu elde etmeyi sağlayan bu cihazı bir arkadaşım yapmıştı. Bu da o dönemin (ve şimdinin) popüler bloglarından hackaday’de yayınlanmıştı. Ben de bu olayın üzerinde hackaday’i takip etmeye başladım.

Kripto paralarla, daha doğrusu kripto para madenciliği ile tanışmamı sağlayan en önemli olay ise hackaday’de yayınlanan şu içerik oldu. Akıllının biri, o zamanlar ucuz bir fiyatla satılan bir HDMI renk ayarı cihazını alıp, içerisindeki FPGA’yı yeninden programlayarak bitcoin mining yapıyordu. İçimden “bu inanılmaz bir şey” diye geçirdim, ki hala da inanamıyorum. O zamanlar bitcoin işte böyle kişilerin ilgilendiği bir yenilikti. Bu işi yapan arkadaş umarım Bitcoin zengini olmuştur, zira bunu fazlasıyla hak ediyor.

Daha sonra Litecoin ile tanıştım. O zamanlar GTA 4 oynamak için satın aldığım AMD ekran kartı ile LTC kazılabiliyordu. Sadece nasıl bir iş olduğunu görmek için LTC kazmaya başladım. O günkü bilgisayarımla kazdığım 2 LTC halen duruyor, satacağımı da düşünmüyorum.

Derken 2013-2017 arasındaki BTC fiyat “vadisi” geldi. Bu süre içerisinde maalesef ben de elektrik/kazım oranı tatminkar olmadığı için madencilik yapmama hatasına düştüm, keşke yapsaydım. Ancak kripto para birimlerinden de hiç bir zaman kopmadım. Böylece, dijital cüzdanımdaki parayı çoğaltamasam da bilgi birikimime yatırım yapmış oldum.

Ancak günümüzde birçoğumuzun kafasının çok karışık olduğunu görüyorum. İnsanlar kripto para birimlerini hiç anlamadıkları gibi, anlamadıklarının da farkına varamıyorlar. Bu yüzden de ortalık yanlış bilgilere ve eski kafalı varsayımlara dayanan saçma yorumlardan geçilmiyor. Üzülüyorum.

İlerleyen yıllarda sizin de üzülmemeniz için, bilgi ve fikirlerimi bu sayfadan sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Bizi bekleyen merkezsiz geleceğe hep beraber hazırlanalım.