Türkiye’de Kripto Paraların Geleceği

Benim için her şey yıllar önce çok sevdiğim bir arkadaşımın Wiitar adlı icadı ile başladı aslında.

Elektro gitarın içerisinde Wiimote koyarak harekete duyarlı bir ses tonu elde etmeyi sağlayan bu cihazı bir arkadaşım yapmıştı. Bu da o dönemin (ve şimdinin) popüler bloglarından hackaday’de yayınlanmıştı. Ben de bu olayın üzerinde hackaday’i takip etmeye başladım.

Kripto paralarla, daha doğrusu kripto para madenciliği ile tanışmamı sağlayan en önemli olay ise hackaday’de yayınlanan şu içerik oldu. Akıllının biri, o zamanlar ucuz bir fiyatla satılan bir HDMI renk ayarı cihazını alıp, içerisindeki FPGA’yı yeninden programlayarak bitcoin mining yapıyordu. İçimden “bu inanılmaz bir şey” diye geçirdim, ki hala da inanamıyorum. O zamanlar bitcoin işte böyle kişilerin ilgilendiği bir yenilikti. Bu işi yapan arkadaş umarım Bitcoin zengini olmuştur, zira bunu fazlasıyla hak ediyor.

Daha sonra Litecoin ile tanıştım. O zamanlar GTA 4 oynamak için satın aldığım AMD ekran kartı ile LTC kazılabiliyordu. Sadece nasıl bir iş olduğunu görmek için LTC kazmaya başladım. O günkü bilgisayarımla kazdığım 2 LTC halen duruyor, satacağımı da düşünmüyorum.

Derken 2013-2017 arasındaki BTC fiyat “vadisi” geldi. Bu süre içerisinde maalesef ben de elektrik/kazım oranı tatminkar olmadığı için madencilik yapmama hatasına düştüm, keşke yapsaydım. Ancak kripto para birimlerinden de hiç bir zaman kopmadım. Böylece, dijital cüzdanımdaki parayı çoğaltamasam da bilgi birikimime yatırım yapmış oldum.

Ancak günümüzde birçoğumuzun kafasının çok karışık olduğunu görüyorum. İnsanlar kripto para birimlerini hiç anlamadıkları gibi, anlamadıklarının da farkına varamıyorlar. Bu yüzden de ortalık yanlış bilgilere ve eski kafalı varsayımlara dayanan saçma yorumlardan geçilmiyor. Üzülüyorum.

İlerleyen yıllarda sizin de üzülmemeniz için, bilgi ve fikirlerimi bu sayfadan sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Bizi bekleyen merkezsiz geleceğe hep beraber hazırlanalım.