Ortaklaşa Madencilik Yapmış Olsaydık

Şuradaki yazımda, teorik bir ortak madencilik makinesini anlatmıştım sizlere. Tabii o makinenin işlem gücü (ve elektrik tüketimi) oldukça düşük, ev içerisinde rahatlıkla bulundurulabilecek bir makine. Ancak buna rağmen anakart ayarları, bios kurulumu, bozuk çıkan pci express riser’lar derken bu tür makinelerin kurulumları oldukça zor olabiliyor.

Her ekran kartının kendine ait bir overclock kapasitesi ve soğutma başarısı var. Bunları bulana kadar sistem sık sık kilitleniyor. Ayrıca Windows 10’da gelen anniversary update ile 6 ekran kartı desteğinde epey bir sorun çıkıyor. Bunu çözmek için önce tüm driverları özel bir yazılım ile silip sonra update’i de update etmek gerekiyor.

Display Driver Uninstaller: Madencinin kara gün dostu. (Refli linki yoktur boşuna aramayınız beleşçiler)

Ayrıca ülkemizin online satıcıları sağolsunlar, öyle 6 tane ekran kartını “şak” diye almak mümkün olmuyor. Alınan siparişler ekranında 6 tane ekran kartını gören N11.com satıcısı, beleş satoşi kazandıran refli link görmüş masum ekşi sözlükçü gibi oluyor. Birden gözleri dolar işaretine dönüşüyor, “siparişleriniz teknik bir nedenle gönderilememektedir” yalanını basıyor. Ama siparişinizi de iptal etmiyor ki, kendisi eksi puan almasın. Mecburen siz iptal ediyorsunuz, üç gün de bankanın kredi kartınıza ilgili tutarı iade etmesini bekliyorsunuz. Ölme eşeğim ölme dedirten bu duruma N11.com yöneticileri de çekirdek çitleyerek çanak tutuyorlar. İşte öyle kaliteli bir e-ticaret ortamımız var.

Ben Youtube’a Giriyorum, Siz de Girin!

Ekran kartlarını aldınız, Windows’un güncellemelerini güncellediniz, denetlemeyi bal gibi denetlediniz diyelim. Artık hazırsınız, ama o kadar da kolay değil. Zaman zaman resmi olmayan yollardan bitcointalk forumlarını yasaklayan ISP’lerimiz, (böyle bir yasak resmiyette yok, ama nedense hiç açılamıyor o bitcointalk) Nicehash’in anlık veri sağlayan sunucularını da blokluyorlar. Teknik olarak madenciliği yasaklamaları pek mümkün değil, (stratum protokolünü komple trafiğe kapatsalar bile TCP üzerinden madencilik mümkün) ama Nicehash’in anlık madencilik piyasası verilerini blokladığınız zaman sistem o an hangi pool’da kazım yapacağını bilemiyor ve dolayısıyla ekran kartlarınız faaliyete geçemiyor. Ayrıca, sizin lokal hash değeriniz ile havuza yansıyan gerçek hash değeriniz arasında her zaman biraz fark oluyor ve bu farkın azalması için ping değerinizi düşürmenizde fayda var. Dolayısıyla adam gibi madencilik yapmak istiyorsanız, mutlaka kaliteli bir VPN kullanmanız lazım. Ayrıca nedendir bilinmez, (!) VPN’i açtığınız anda bitcointalk da şakır şakır açılmaya başlıyor.

Çin Pazarı İle Rekabet

Ama her şey de yukarıda anlattığım gibi kötü gitmiyor tabii. Siz makineyi adamakıllı çalıştırmayı başarınca, makine gayet güzel işliyor. Çünkü geçtiğimiz ay Çin, bazı madencilerin ülke içerisinde çalışamamalarını sağlayacak bazı düzenlemelerde bulundu.

Bunu bizim muhterem basınımız yine “Çin madencileri hem yasakladı, hem dövdü, hem de kalplerini kırdı” diye görmeyi başardı, ama olay tam olarak öyle değil tabii. Zaten basının yazdığı hiç bir şey tam olarak öyle değil, burada da bir istisna yok.

Çin’de madencilik yapmak ilk başlarda çok mantıklıydı çünkü Çin hükümeti eski ve atıl durumda bulunan hidroelektrik santrallerin yakınında ve başka birçok stratejik noktada çok ucuz (hatta bazen efektif olarak bedava) fiyatlarla elektrik sağlıyordu. Ancak madenciler de sağolsunlar ekran kartı stoklarını sömürüp ilik kemik ne varsa kuruttukları gibi Çin’deki bu fazla barajları da tabiri caizse (bitcoin caiz değilse tabiri de caiz olmayabilir) kuruttular. Bunun üzerine Çin, bu adamları enerji tarifelerini yükseltme yönünde uyardı. Yani normal elektrik 40 kuruş ise, size 140 kuruştan veririz. O yüzden siz yavaş yavaş toparlanın demeye getirdiler. Bunun üzerine birçok büyük madenci de kendine yer aramaya başladı.

Bizi ilgilendiren kısmı ise şu: Bu sayede ortamdaki toplam hash gücü düştü ve dolayısıyla bizim elimizdeki hash gücünün değeri arttı. Makine tıkır tıkır para yazmaya başladı. Madenciler memnun, madenciler hep mutlu.

Ekran Kartı Piyasası

Şu anda piyasada resmen ekran kartı kıtlığı yaşanıyor. Bizim aldığımız ekran kartlarının fiyatı yaklaşık olarak %15 artış gösterdi. Ayrıca bu kartların ikinci ellerini bulmanız da mümkün değil. Dolayısıyla sadece BTC bazında değil, ekran kartı bazında da kazançlı olduk. Bu iş bu şekilde sürdürülebilir midir, onu pek zannetmiyorum.

Sonuca Gelelim: Ne Kazandık?

Bütün bunların sonucunda, makinemizin toplam çalıştığı süre 18 gün oldu. Bakalım 18 günde makinemiz neler yaptı:

 

Yani kısacası, önceki yazımızda anlattığımız gibi, yatırımcılar koydukları paranın TL bazında yaklaşık %11’ini ilk ay geri aldılar. Üstelik bu olurken BTC neredeyse yarı yarıya, ETH ise %30’luk bir düşüş gösterdi. Yani yatırımcılar ethereumlarını bozdurmak için tekrar eski günlerine dönmesini beklerlerse, ilk ayın geri dönüş oranı %15’leri buluyor.

Tabii yine bir not düşelim: Bütün bunlar teoriktir, gerçekte böyle bir şey yoktur. Olsaydı iyi olurdu kesin.

Siz daha uyumaya devam edin. Çin, çoktan Bitcoin’e geçti bile.

Merhabalar sevgili az sayıdaki akıllı okuyucum. Geçtiğimiz haftalarda Çin’e gitme fırsatım oldu.

Öncelikle hemen kısa bir bilgi vereyim: Çin ile ilgili duyduklarınızın hepsi büyüklere masallardan ibaret. Ben de gidip görmeden önce kafamda çok farklı bir ülke canlandırıyordum, ama o iş hiç öyle değilmiş. Çin, dünyanın en az on yıl önünden gidiyor. On yıl sonra dünyanın kullanmaya başlayacağı teknolojiler, Çin’de şimdiden kullanılıyor.

Zamanında birileri “whatsapp yerine milli alternatiflerini kullanalım” dediğinde buna çok kızmıştık. Ama mesela o iş hiç öyle değilmiş. Çin’de WeChat, Tayvan’da Line, Güney Kore’de ise KakaoTalk kullanıyor insanlar. Sadece batılılarla iş yapanlar whatsapp kullanıyorlar. Ben bu üç ülkede sadece WeChat’i denedim. Uygulama whatsapp’tan çok daha kaliteli. Sesli konuşmalar asla kesilmiyor, grup kurmak dosya göndermek çok daha kolay. Ayrıca WeChat’in bir de Facebook veya Twitter gibi “news feed” bölümü bulunuyor.

Ama bizi asıl ilgilendiren kısım, WePay. Öncelikle üşenmeyin, şu videoyu bir izleyin.

İşte WeChat Pay böyle bir şey gerçekten. Ve videoda anlatılanları sakın “reklam” diye düşünmeyin. Çin’de bu teknoloji HER YERDE var. Ama aklınıza gelebilecek her yerde. Kıyafet mağazalarından restoranlara, otellerden havaalanlarına, hatta sokaktaki seyyar satıcılara kadar her yerde mevcut bu teknoloji.

Bir akşam Şangay’daki Li-He otelinden çıkıp etrafı görmek istedim ve yürümeye başladım. Tam da youtube’da izlediğim “dünyadan sokak lezzetleri” tadında bir Çinli teyzenin işlettiği noodle standını gördüm. Bir tadına bakmak istedim. (tadı da çok iyiydi)

Teyze benim noodle’ı pişirirken başka başka müşteriler geldiler ve teyzenin koyduğu QR kodu okutup paralarını ödeyip yemeklerini alıp gittiler. Ortamda hala “gerçek para” vermeye çalışan tek kişi bendim. O an anladım ki, Çinliler gerçek paranın, yani Amerikan Doları’nın gerçek falan olmadığını, hiç bir zaman da olamayacağını çoktan farketmişler. Çinliler, Bitcoin’e çoktan geçmişler.

Evet, WeChat Pay’in ödemeleri halen RMB üzerinden yapılıyor. Ancak bunun BTC olarak yapılmasının önünde teknolojik anlamda hiç bir engel bulunmuyor. Çin, bugün dünyanın en büyük bitcoin madencisi. Bitcoin ekonomisinin kalbi, Shenzhen’de atıyor. Dünyanın açık ara farkla en önemli madencilik firması olan Bitmain’in merkezi Shenzhen’de. Ayrıca dünyanın açık ara farkla en önemli drone firması olan DJI’ın merkezi de Shenzhen’de.

Aslında sizlere Çin’in neden bizlerden fersah fersah ileride olduğunu anlatmak için sunulacak çok argüman var, ama maalesef, bu kadar “batı medyası” bombardımanı ve amerikan doları (ve diğer tüm fiat paralar) propogandası altındayken, ne kadar anlatsam boş. Gidip görmeniz lazım. (Tabii vize alabilirseniz.)

Ama sadece bir hatırlatmada bulunmak istiyorum: “E ama abi, gerçek paranın arkasında memleketin otoriteleri, BDDK’sı, doların arkasında Amerika’nın Javelin füzeleri, koskoca Amerikan donanması var. Bitcoin’in arkasında kim var ki? Yarın düşse bitti gitti ehehe ehehe” diye gezen çokbilmiş kardeşlerime aşağıdaki resmi göstermek istiyorum.

Shenzhen tren istasyonu

Aha işte Bitcoin’in arkasında bu polis abi var. Bitcoin’in arkasında Çin var. Bitcoin’in arkasında Çin’in droneları, adamı gözünden tanıyıp ülke içerisinde an be an takip etmekle yükümlü dev bir kameralar ağı var. Bitcoin’in arkasında Shenzhen’in gecelerini ışıl ışıl aydınlatan LED ekranlar, bir buçuk milyar insanı başarıyla yöneten dev bir irade var. Bitcoin’in arkasında Amerika’nın derin aklı yok ama, Çin’in yapay zekası var.

Sizler hala Çinliler böcek mi yiyor ehehe, sanal para mı olur hiç mehehe diye eğlenmeye devam edin.

Rusya da Bizden Aşağı Kalmaz Hani

Gün geçmiyor ki kripto para birimleri ile ilgili haberlerde FUD (Korku, belirsizlik ve şüphe) fırtınaları estirilmesin. Tabii ülkelerin çeşitli yetkililerinin eski kafalılıkları, olayı hiç anlamamaları ve 1994 kafasıyla Bitcoin’e yaklaşmaları da bu duruma tuz biber oluyor.

Rusya’nın güzide ve saygıdeğer Ekonomi Bakan Yardımcısı, ülke genelinde kripto para birimleri ile yapılan ödemelerin tümden yasaklanabileceğini, bununla ilgili kararın da bir ay içerisinde verileceğini söylemiş. Haberlere bakarsak ilk anda “Eyvah, Rusya bu işi yasaklarsa Bitcoin’in değeri düşer” diye dehşete kapılabiliriz. Biz dehşete kapıladururken, bitcoin tüccarları da düşük fiyattan alım penceresinin kokusunu almaya başlarlar.

Bitcoin’in yasaklanması teknik olarak mümkün değil. Bakın kimsenin gücü yetmez, yok efendim adama yedirmezler falan gibi tırı-vırı yapmıyorum. Bitcoin’in yasaklanması matematiksel olarak mümkün değildir diyorum. Bu bir iddia değil, matematiksel bir gerçektir. SHA-256 algoritmasına göre matematiksel işlem yapmayı ve bu işlemlerin sonuçlarını ağdaki Bitcoin Node çalıştıran bir bilgisayara göndermeyi yasaklayamadığınız sürece Bitcoin’i yasaklayamazsınız. Yavaşlatabilirsiniz, değersizleştirebilirsiniz, çok ama çok zorlaştırabilirsiniz. Ama ne yaparsanız yapın, dünya üzerindeki son bilgisayarın da fişini çekmedikçe Bitcoin’i yasaklayamazsınız. (Ki o da yetmez, çünkü bugün Bitcoin node’ları uzayda da mevcutlar.)

Ama bir yandan da aslına bakarsanız, kripto para birimleri ile uzun süredir ilgilenen kişiler, bu türden boş beleş çıkışlara son derece alışıklar. Bitcoin’i yasaklamayı bugüne kadar çok ülke denedi, hiçbiri başarılı olamadı. Biz şimdilik sadece Rusya üzerinden gidelim, çünkü bilhassa Çin’deki durumları anlatmak için ayrı bir yazı yazmak gerekiyor.

Rusya, 2014 yılında Bitcoin’e ciddi bir yasak getirmişti.  Bitcoin ile ödeme yapılmasını yasaklamak şöyle dursun, Bitcoin ile ilgili bilgi içeren internet siteleri dahi engellenmişlerdi. Bu yasak 2015’te kalktı.

Ayrı Rusya, 2014 yılında bir kanun tasarısı üzerinde çalışmaya başladı. Tasarı kanunlaşsaydı, Bitcoin ve diğer kripto para birimleri ile ilgili her ama her şey yasaklanacak, illegal aktivite olarak görülecekti. 2016 yılında ekonomi bakanlığı yetkilileri, bu tasarıdan vazgeçildiğini açıkladılar.

Tam da aynı zamanlarda, Rus bankaları blok zinciri teknolojisi üzerinde çalışmak için bir konsorsiyum oluşturmuşlardı. İlginç değil mi? Tabii bu gelişmeleri incelerken bir yandan Ethereum’u da takip etmek gerekiyor.

2017 yılında ise Rusya’nın konut alanlarında madencilik faaliyetlerini yasakladığı ile ilgili haberleri duyduk. Ancak bu haberleri de ASIC teknolojisindeki gelişmelerle birlikte okumak gerekiyor. Rusya’da bugün halen birçok ev sadece elektrik ile ısıtılıyor. Elektrikle ısıtma yapmak için Bitcoin madenciliği çiplerinin kullanılması ise gayet mümkün. Bu çiplerle yapılan hesaplamalar sırasında açığa çıkan ısı, evin veya suyun ısıtmasında kullanıldığında, madencilik tam olarak bedavaya gelmiş oluyor. Bu nedenle de eski teknolojili madencilik cihazlarının kullanılması dahi kârlı olabiliyor.

Ukrayna’dan tam da bu iş için çalışan bir firmayı şuradan görebilirsiniz.

Peki Rusya’nın bu gereksiz çıkışları Bitcoin’e bir zarar verdi mi? Hayır. Bir önceki FUD dalgası Çin’den gelmişti ve Bitcoin’in fiyatı kısa vadeli bir düşüş yaşamıştı. Çünkü fiyat düştüğü anda birçok yatırımcı yeniden alım yaparak fiyatı yükeltmişti. (Bunların başını da JP Morgan çekmişti) Bu sefer ise insanlar zaten fiyat düşüşü olsa bile bunun kısa süreceğini bildiklerinden, ellerindeki Bitcoinleri satmayı düşünmediler.

Türkiye’de de Merkez Bankası bu işle ilgileniyormuş. Hükümete yakın basın kuruluşları bugün bununla ilgili haberleri paylaştılar. Bakalım, çok umutlu değilim ama, gelişmelerle ilgil yorumlarımı paylaşmaya devam edeceğim mutlaka.

Neden Madencilik?

Kripto paralardan anladığımı duyan herkesin önemli sorularından biri de şu oluyor: Neden Bitcoin alacağına kendin madencilik yapıyorsun ki? Evde uğraşmak yerine al-sat yapsaydın daha çok kazanmaz mıydın?

Aslında bu soru, bu işlerden hiç anlamayan birinin dahi sorabileceği, ama bir o kadar da önemli bir soru. 2013 yılında olsaydık madencilik yapmak için size birçok mantıklı sebep sayabilirdim, ama günümüzde bu sebeplerin önemli bir kısmı ortadan kalktı. Peki zaman içerisinde ne oldu? Şöyle özetleyebiliriz:

  1. Zamanında Bitcoin (ki o zamanlar diğer coinler yoktu) madenciliği CPU ile yapılıyordu. Daha sonra developerlar bu işlem için GPU kullanan arabirimler ürettiler. Bir yandan da diğer coinler piyasaya çıktı. Zaman içerisinde donanım programlamasına hakim gençler işi FPGA ile, onların içerisinden çıkan bazı start-up şirketler de ASIC ile yapmaya başladılar. Şu anda dünyada madencilik ASIC çiplerini üreten firmaların en önemlilerinden bir tanesi, aslında Tel-Aviv’de kurulan bir start-up şirketten doğdu. Ha keza meşhur (ve bu işin açık ara lideri, devi, madenciliğin Selpak’ı) Bitmain de bu tür akıllı gençleri alıp Çin gücü ve anlayışıyla birleştirdi. Yani artık kripto para madenciliği eskisi gibi bir hobi değil, dev bir sektör.
  2. Zamanında evde madencilik yapmanın çok temel bir mantığı vardı: Ola ki Bitcoin fiyatları düşerse, elinizde kalan ekran kartı ile çok güzel oyun oynayabiliyordunuz, ya da kartı satabiliyordunuz. 2013 yılında bir arkadaşıma bu nedenle bir yatırım projesi sundum. Projeme göre 10.000 TL’lik ekran kartı alacaktık, ola ki madencilik işinde başarısız olursak kartları yaklaşık 8.000 TL’ye satacaktık. Kabul etmedi, ikinci el araba alıp satacağını söyledi. Hesap ettim, o zaman 10.000 TL’yi bulup bu işe girebilmiş olsaydım, elimizde şu an ne kadar olacağını… Neyse, hiç söylemeyeyim, tadımız tuzumuz kaçmasın. 🙂
    Yani kısacası o zamanlar madencilik için alacağınız ekran kartlarının tek kullanım alanı madencilik değildi. Ama bugün dünyadaki ekran kartı varlığının çok ciddi bir kısmı madencilik için kullanılıyor. Madenciliğin tadı kalmaz, kârlılığı biterse bu kartlar piyasaya sürülecek. O zaman da elinizdeki kartın değeri kuşa dönecek. Yani en olmadı kartları satar zararımı çıkarırım dönemi bitti. (Oyuncu arkadaşların beklediği senaryo da bu.)
    Ama burada şunu da eklemek lazım: O zamanlar kripto paraların dünyadaki varlığı henüz oturmamış, sektör kendini kanıtlamamıştı. Yani o zamanlar Bitcoin’in değeri bir düşüp, yerine yıllar sonra gelebiliyordu. Ama şimdi bir daha öyle bir durumun yaşanması neredeyse ihtimal dışı. (Yani oyuncu arkadaşlar çok da boşuna beklemesinler.)
  3. Eskiden evde madencilik yapan sayısı azdı, dışarıda madencilik yapan şirketlerin sayısı ise neredeyse sıfırdı. PCI Express kartları anakarttan uzağa takmaya yarayan kablolar gibi yan ürünler henüz üretilmemiş, hatta düşünülmemişti. Madencilik için stabil çalışan işletim sistemleri, otomatik konfigüratörler, her zaman en kârlı parayı kazıp sonra BTC’ye çeviren programlar yoktu. Mum ışığında madencilik yapıyorduk.

Bugün ise evde madencilik yapmak o kadar da karlı değil. Yani kazdığınız para biriminin dalgalanma durumuna, elektrik fiyatlarına ve o parayı kazan insan sayısına göre kâr etme olasılığınız tabii ki var. Ama madenciliğin kârlılığını hesaplarken başka şeylere de dikkat etmek lazım.

Mesela, bir Antminer S9 aldınız. Bugün cihazı 10.000 TL’ye aldığınızı varsayalım. Cihaz da kendi parasını 4 ayda çıkartsın. (Çok iyi bir rakam, abartıyorum.) Bu durumda sizin elinizde 4 ayda kendini çıkartan bir cihaz olduğu için çok sevineceksiniz. Ancak 4 ay içerisinde kazım zorluğu iyice artmış olacak, ve cihazın ikinci turu dönmesi 1 yıl sürecek. Yani 16 ay sonra elinizde 20.000 TL ve artık bir tuğladan hiç bir farkı olmayan bir cihaz kalmış olacak.

Ama bunun yerine 10.000 TL’lik BTC almış olsaydınız, ve BTC’nin fiyatı 16 ayda 4 katına çıksaydı elinizde 40.000 TL olmuş olacaktı. Böylece 10.000 TL’niz ile al-sat yerine madencilik yaparak 20.000 TL zarar etmiş oldunuz.

Yani kısacası, madenciliğin kârlılığını hesaplarken spekülatif kârdan olan kaybınızı da değerlendirmek zorundasınız.

Peki ben niye madencilik yapıyorum?

Madencilik yaptığınız zaman, bir network’ün bir parçası olursunuz. O blok zincirinde sizin de bir tuzunuz bulunur. Ayrıca madenciliğin de çok büyük kârlar getirmesi olasıdır. Bunun için kazım zorluğu düşük coinleri bulup, o coinlerin zorluk ve fiyatları yükseldiği zaman satmanız lazım. Onu da başka bir yazıda anlatırım.

Yani kısacası, ben kendi keyfime ve mantığıma hoş geldiği için madencilik yapıyorum. Ama madencilik mi, al-sat mı? sorusunun net bir cevabı bende yok. Siz de kendiniz ölçüp biçip karar vermek zorundasınız.