Bitvergi: Merkez Bankası Çalışma Grubu

Dün hükümete yakın gazetelerde, Merkez Bankası’nın Bitcoin ve blok zinciri teknolojileri ile alakalı bir çalışma grubu oluşturduğuna dair haberler gördük. Tabii konuyu atlama ihtimali bulunmayan Webrazzi de, hemen kendi üslubu ile soslayarak sarı sarı verdi bu haberi bizlere.

Peki acaba bu iş, Türkiye’de resmi otoritelerin Bitcoin ile ilgili ilk çalışması mı? Hayır, asla. Sizlere kısaca bu alandaki önemli çalışmaları şöyle listeleyebilirim:

2013: BDDK’nın İleri Görüşlülüğü

Sene 2013. Bitcoin’in ne olduğunu henüz kimse anlamış değil. O zamanlar Bitcoin’in ne olduğunu çok iyi anlayıp bir de bizlere anlatmayı başarabilen çok az sayıda insan ve kurum var. Bunlardan bir tanesi de çok ilginç biçimde Tamer Şahin.

Tamer Şahin, zamanında Ekşi Sözlük’ün başına bela olmuş, hiç bir şeyi bugün de beğenmeyen ekşi sözlükçülerin o zamanki ağa babalarının hackerlığını beğenmeyip “Lamer” diye dalga geçtiği bir yetkili abimiz. Kendisi Türkiye’nin ilk popüler hackerlarından olup, hack camiasında da bir o kadar tartışmalı biridir.

İşte daha o zamanlar, bu ağabeyimiz, yine o zamanların hükümete yakın kanallarından birine çıkıp Bitcoin’i anlatmış. Bu noktada Kanal 24’e de hakkını teslim etmek lazım tabii ki.

Velhasıl yine aynı sene içerisinde BDDK, bomba gibi bir raporla çıkıverdi ortaya:

25 Kasım 2013 tarihli bildiride BDDK kısaca Bitcoin’den biz mesul değiliz, paranızı kaybederseniz ağlamayın demeye getiriyordu. Raporun aşağıdaki kısmı ise, kripto para yatırımcılarına “cahillik etmemeleri” yönünde halen altın değerinde bir uyarı niteliği taşıyor:

Diğer taraftan, Bitcoin ve benzeri sanal paralar ile gerçekleştirilen işlemlerde tarafların kimliklerinin bilinmemesi, söz konusu sanal paraların yasadışı faaliyetlerde kullanılması için uygun bir ortam yaratmaktadır. Ayrıca Bitcoin, piyasa değerinin aşırı oynak olabilmesi, dijital cüzdanların çalınabilmesi, kaybolabilmesi veya sahiplerinin bilgileri dışında usulsüz olarak kullanılabilmesi gibi risklerin yanı sıra yapılan işlemlerin geri döndürülemez olmasından dolayı operasyonel hatalardan ya da kötü niyetli satıcıların suistimalinden kaynaklı risklere de açıktır.
Böylece BDDK, Bitcoin işlemlerinde halen geçerli olan en önemli tehlikelere parmak basmakla kalmıyor, kripto paraların varlığını da tanımış oluyordu. Lise yıllarında gördüğünüz tarih derslerinden hatırlarsınız: Bir devlet, başka bir devleti düşman olarak dahi görüp onunla bir anlaşma yaparsa, o devleti tanımış sayılır. İşte bu bildirinin en önemli kısmı da buydu. Türkiye Cumhuriyeti, 25 Kasım 2013 itibariyle Bitcoin’i tanımış oluyordu. Dahası, bu bildiri ile birlikte, dünya çapında bir devlet de Bitcoin’i tanımış oluyordu.
Çok değil kısa zaman önce, bir Bitcoin hikayesi yeşermişti ülkemizde. Kolay yoldan zengin olma yalanları söylendikçe, can verdi kalbimizde sessizce.
2013: Türk Coin Şakası

Şimdi öncelikle şunu iyice bir belirtelim: Kripto para birimleri, doğaları gereği merkezsizdir. Bu nedenle belli bir ülkeye ait olmaları gibi bir durum aslında yoktur. Rusya’nın Ethereum’u, Çin’in NEO’yu desteklemesi gibi durumlar, bu devletlerin bu para birimlerini benimsemeleri anlamına gelse de, Ethereum Rusya’nın para birimidir diyemeyiz.

İşin doğasını anlamayan, ya da çok iyi anlayan bazı arkadaşlar 2013 yılı sonunda Türk malı bir coin geliştirme kararı alıp TURKO diye bir coin ürettiler. (Bunu üretmek hiç zor değil, artık birkaç tıklamayla bile üretiliyor)

Bu Turko Coin’i bitcointalk forumlarında ilk kez duyuran evrendede nickli arkadaş Yunanistan’da tam da o dönem patlayan Bitcoin talebini mi görmüştür, acaba bu arkadaş Yunanistan’dan haberler bildiren gazeteci Evren Dede midir, yoksa bu bir isim benzerliği midir, orasını ben de bilemediğimden size bırakıyorum. Ama sonuç olarak 2013 Aralık ayında Türkiye’den veye Türkiyeli birileri de bir kripto para birimi oluşturma şakası yaptı. Bunu sadece bir şaka olarak hatırlamak istiyorum.

2016: SPK’nın Yan Cebi

Tarihler Aralık 2016’yı gösterdiğinde, haberler SPK’dan geldi. Dr. Abdurrahman Çarkacıoğlu tarafından hazırlanan raporda, Bitcoin’den yine temkinli biçimde söz ediliyordu. Ayrıca bu raporu konuya hakim olmayan herkesin mutlaka okumasını öneriyorum, çünkü rapor kripto para birimlerinin çalışma sistemini çok güzel biçimde özetliyor. Ayrıca yine bu rapor ile Bitcoin’in bir Ponzi şeması olmadığı devlet eliyle onaylanmış oluyordu.

Raporun bir başka ifadesi yılların bitmek bilmeyen bir şehir efsanesine çok başarılı bir cevap veriyordu:

Bitcoin’in başlardaki yatırımcılarının çok kazandığı iddiası da tam olarak doğru değildir. Yatırımcıların bir kısmı, o dönemlerde fazla önemsemediklerinden gizli anahtarını kaybetmiş durumdadır, ilk başlarda fazla değerli olmadığından, büyük tutarlar transfere konu olmuştur. Uzun dönemde baktığımızda, bugün Bitcoin satın alanların, yarınların “sisteme erken girenleri” olup olmayacağı da bilinemez.
Tabii bu noktada, bu raporun SPK tarafından resmi olarak sahiplenilmediğini hatırlatalım. SPK için bu rapor yalnızca bir araştırma raporuydu ve yazarının görüşlerini yansıtıyordu. Üstelik raporun başındaki “Kabul ve Onay Sayfası” halen imzasız olarak durmaktadır. Yine de, ben SPK’nın yetkililerinin karşı çıkmalarına rağmen böyle bir raporun yayınlanabileceğine ihtimal vermiyorum. Yani bu rapordaki bilgiler SPK’nın resmi görüşleri olmasa da, olsa olsa yan cebi olabilir.
2017: Merkez Bankası Çalışma Grubu

Ve tüm bunlardan sonra, dünkü haber geldi. Habere göre oluşturulacak çalışma grubuna Maliye Bakanlığı da katılacakmış. Maliye Bakanlığı bir işe katılıyorsa, muhtemelen (kesin) vergilendirme tartışılacaktır.

Devletimizin Bitcoin’i ciddiye alıp bu konuda çalışmalar yürütmesi konusunda çok istekliyim, çok da sevinçliyim. Ama maalesef artık çok umutlu olamıyorum. Yine de 2013’te bu işe izin veren en tepedeki (EN tepedeki) isim(ler) bu işe yine destek olursa, çok ciddi anlamda yol katedebiliriz.