Bitcoin ile Vadeli Çeklerin Ne Kadar Alakası Var?

Linkedin’de dolaşırken, blok zincirini yeni fark etmiş bir arkadaşımın paylaştığı şu makaleyi gördüm. Makalenin başlığı çok iddialı ve sansasyonel olsa da, içeriği gerçekten mantıklı bir şeyler anlatıyor.

Türkiye’de gerçekten de “vadeli çek” denen bir olgu var. Bu olguya göre ortada var olmayan bir parayı siz basıyorsunuz, arkasına da damganızı basıyorsunuz. Yani bu damga, sizin bu var olmayan parayı üretme, icabında çıkarıp ödeme gücünüzün bir ifadesi oluyor.

Yazının içeriğinde Cemil Bey, bir çekin arkasında adeta bir blok zinciri gibi sıra sıra uzanan imza ve kaşelerden bahsetmiş. Bunları da bugünkü blockchain’e benzetmiş. Evet birebir aynı şey tabii ki değiller, ama yine de okuyunca çok mantıklı bulduğumu belirtmek durumundayım.

“Gerçek para” gerçek mi?

Şimdi makaleyi bir kenara bırakıp, bir saniye düşünmenizi istiyorum: Sizce gerçek para gerçek mi? Ben hemen cevabınızı vereyim: Hayır. Para dediğiniz şey zaten tam olarak devletin bastığı bir nottur. Bankanın bastığı not, yani “banknot” deriz bu yüzden.

Bakınız, İngiliz parası: Koskoca İngiltere kraliçesi, paranın üzerinde, “bu kağıdı getirene şu kadar ödeme yapacağıma söz veriyorum” der. İnsanlar da bu söze güvenip, kağıt parayı kullanırlar. Yani ortada bir para falan yoktur. Karşılığının olmasına da gerek yoktur. O paranın karşılığı kraliçenin sözüdür. Kraliçenin gücü, güveni, donanması ve şovalyelerin kılıcıdır o paranın karşılığı.

İngiliz parası ve Kraliçe’nin verdiği söz.

Bu arada teknik olarak şu kadar shilling bu kadar penny eder, o kadar penny de bu kadar pound eder şeklinde, bu birimlerin altın/gümüş/bakır ile ağırlık cinsinden de bağlantısı vardır. O yüzden zaten 1 pound aynı zamanda bir ağırlık ölçü birimidir, ama inanın önemli olan kısım teknik kısmı değil. Zaten hiç biriniz de İngiliz parasını alınca dur bakayım bugün gümüşün gramı kaç para olmuş, bu kadar parayla o kadar gümüş alınıyor mu diye bakmıyorsunuz artık.

En Karşılıklı Para: Bitcoin

İşte bitcoin bu yüzden bugünün Magna Carta’sı, bugünün Kanun-i Esasi’si, bugünün matbaası, bugünün internetidir. İşte bitcoin bu yüzden devrimdir, hem de dev bir devrimdir. Bitcoin’in karşılığı kraliçenin sözü veya kasadaki altınlar falan değildir. Bitcoin’in karşılığı sensin. Bitcoin’in karşılığı Çin’deki bitcoin madencilerinin sahip oldukları işlemci gücüdür, İstanbul’daki teknoloji dergisi yazarının emeğidir, Venezüela’da parasının erimesini istemeyen esnafın Amazon’dan satın aldığı tuvalet kağıdıdır, Rusya’daki sivilceli votkacı hacker’ın bilgisayar başında bozduğu gözleridir. Bitcoin’in karşılığı benim.

Bitcoin bir anayasa değil, bir bağımsızlık bildirgesidir. Karşılıklı bir sözleşme değil, hayatın akışının doğal ve geri döndürülemez bir sonucudur. Bitcoin demek 3-d yazıcılar demektir, kendini süren arabalar demektir. Bitcoin yerçekimidir. Yerçekimi ile savaşamazsınız.

Bitcoin’in teknolojisi çok eski ve bu nedenle günümüzdeki bazı ihtiyaçlara tam olarak cevap veremiyor. Ancak bu durumdan yararlanmaya çalışan bazı uyanık eski kafalı eski dünya düzeni efendileri, (IMF, RippleNet vb.) hâlâ kendi coinlerini yapmak, bu işi şirketlerine bağlamak peşindeler.

Bitcoin’in doğası gereği bir şirkete bağlı olmasına falan gerek yok. Ayrıca bağlı olmasının bir faydası da yok. O yüzden şimdiden sizleri uyandırayım: IMFCoin’in tutma ihtimali falan da yok. IMFCoin’in tutma ihtimali, CD’ler ilk çıktığında ortaya çıkan, eski kaset firmalarının son bir denemesi olan dijital tabanlı kasetlerin tutma ihtimali ile aynı.

Bir sonraki yazımda sizlere, kripto para birimlerinden ve blok zinciri teknolojisinden kendilerine pay çıkartmaya çalışan IMFCoin benzeri oluşumların neden tutmayacağını anlatacağım.

O zamana kadar Cemil Bey gibi bu işi gerçekten anlamış insanları okumanızı öneriyorum.